FES BRIEFING ITUC 5. DÜNYA KONGRESI Yeni Bir Toplumsal Sözleşme İçin… KIVANÇ ELİAÇIK * Mayıs 2023 ULUSLARARASI SENDIKALAR KONFEDERASYONU'NUN 5. DÜNYA KONGRESI'NDEN İZLENIMLER Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun(ITUC) 5. Dünya Kongresi 17-22 Kasım 2022 tarihlerinde Avustralya’nın Melbourne kentinde düzenlendi. 130 farklı ülkeden 200 milyon üyesi bulunan ITUC’un kongresine 1000 delege, çok sayıda gözlemci ve konuk katıldı. Türkiye’den DİSK, Türk-İş, Hak-İş ve KESK’in katıldığı kongreye, genel sekreterlik seçimlerinin yanı sıra Ukrayna Savaşı ve platform işçilerinin mücadeleleri damgasını vurdu. Dört yılda bir düzenlenen ITUC dünya kongrelerinde küresel sendikal harekete ilişkin tartışmalar yapılıyor ve uluslararası konfederasyonun yönetimi belirleniyor. Bu yıl“Yeni Bir Toplumsal Sözleşme” başlığıyla düzenlenen kongrede özellikle pandeminin, iklim krizinin ve teknolojinin istihdama etkileri, işçi hakları, adil ücretler, sosyal güvenlik ve eşitlik üzerine tartışmalar yürütüldü. Kongrenin açılış töreni Avustralya yerlilerinin dans gösterileri ve toplantı Aborjin kanaat önderlerinin hoş geldiniz konuşmalarıyla başladı. Açılış konuşmasını İşçi Partisi milletvekili ve Aborjin kanaat önderi Patrick Dodson yaptı. Dodson: “Biz Avustralya’nın yerli halkları 250 yıldır varlığımızı kanıtlamak için, eşitlik ve adalet için mücadele ediyoruz. Sendikalar bizi bu mücadelede yalnız bırakmadı. Yerli halkların ve uluslararası işçi hareketinin savunduğu değerler ortaktır” dedi. ITUC Genel Başkanı ve Ayuba Wabba’nın ardından kürsüye çıkan Avustralya Sendikalar Konfederasyonu(ACTU) Başkanı Michele O’Neil konuşmasına katliamlarda hayatını kaybeden Aborjinleri anarak başladı. Avustralya’nın asgari ücret, ücretli izin ve sosyal güvenlik konularında pek çok ülkeden ileri durumda olduğunu ama bunu 19. yüzyılda verilen mücadelelere, düzenlenen grevlere ve bedel ödeyen işçi önderlerine borçlu olduklarını hatırlattı. ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow, yaklaşık 2 milyar insanın savaşlardan, çatışmalardan ve insani krizlerden etkilenen bölgelerde yaşadığını belirtti. Dünya liderlerini savaşların ve iklim krizinin yarattığı sorunlara karşı etkili önlemler almaya, bir araya gelmeye ve bütçe ayırmaya çağırdı. Sharan Burrow sendikaların barış, adalet ve demokrasi için mücadele ettiğini hatırlattı:“Kolombiya’da yıllar sonra başarıya ulaşan sosyal adalet mücadelesinin en önündeydik. Kuzey İrlanda’da bölünmüşlük ve mezhep çatışmasına karşı barış mücadelesinin motor gücü olduk. Myanmar’da gaddar bir askeri diktatörlüğe karşı tehlikeli koşullar altında demokrasi ve barış mücadelesine devam ediyoruz. Tunus’ta diktatörlük sonrası yeni bir anayasa yazılmasında öncü olan Tunus sendikaları Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Ülke yeni sorunlarla karşı karşıya olsa da sendikalar mücadeleye kararlılıkla devam ediyor” dedi. DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, Lastik-İş TİS ve Eğitim Dairesi Müdürü Üzeyir Ataman, Lastik-İş Uluslararası İlişkiler Uzmanı Cemal Hoşver ve DİSK Uluslararası İlişkiler Dairesi Müdürü Kıvanç Eliaçık’tan oluşan DİSK heyeti kongre kapsamında sendika heyetleriyle ve Avustralya’da yaşayan gurbetçi işçilerle çeşitli görüşmelerde bulundu. *DİSK Uluslararası İlişkiler Dairesi Müdürü 1 FES BRIEFING DÜNYA KADIN KONFERANSI: YENI BIR TOPLUMSAL SÖZLEŞME VE TOPLUMSAL CINSIYET GÜNDEMI ITUC 5. Dünya Konferansı’ndan bir gün önce ITUC tarafından Dünya Kadın Konferansı düzenlendi. ITUC üyesi sendikalardan kadın işçilerin katıldığı konferansta delegeler yeni bir toplumsal sözleşme talebini toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değerlendirdi. Konferans sendikalara sunulmak üzere bir toplumsal cinsiyet gündemi oluşturdu. ITUC Kongresi’nde ilk kez%50 kadın kotası tam olarak uygulandı. “Bir bakım ekonomisi inşa etmek”,“İş dünyasında cinsiyete dayalı şiddet ve tacizin ortadan kaldırılması”,“Barış ve demokrasi için toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kapsayıcılığının desteklenmesi”,“Eşit değerde iş için eşit ücretin gerçekleştirilmesi,“Toplumsal cinsiyete duyarlı evrensel sosyal koruma sistemlerinin hedeflenmesi”,“Toplumsal cinsiyeti dönüştürücü adil bir geçişin sağlanması”,“Beceri geliştirme, eğitim ve yaşam boyu öğrenmeye eşit erişim”,“Kadınların dönüştürücü liderliği” vb. konularda tartışmalar yürütüldü. ITUC EKONOMI RAPORU: DÜNYANIN DERDI GEÇIM DERDI ITUC’un kongre sırasında açıkladığı ekonomi raporuna göre dünya genelinde işçiler geçim sıkıntısı yaşıyor. Dünya büyük bir ekonomik kargaşanın eşiğinde. Küresel ekonomik sistem farklı boyutları olan bir kriz yaşıyor. Sosyal, ekonomik, çevresel ve sağlık boyutları olan bu çoklu kriz, farklı bölgelerden farklı gelişmişlik düzeylerinden ülkelerde yaşayan işçileri ve onların ailelerini etkiliyor. 2022 yılında yükselen fiyatlar nedeniyle işçiler temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldi. ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow’a göre,“Siyasi liderler bunu anlayamasa da dünya ekonomisi hiç bu kadar kırılgan olmamıştı. İşçiler giderek karamsarlaşıyor ve küresel eşitsizlikler derinleşiyor. Bu durumu aşmak ancak insana yakışır iş ve paylaşılan refaha dayalı yeni istihdam modellerini içeren yeni bir küresel ekonomiyle mümkün. Yoksulluğu ve dışlanmayı aşmak için, barış ve güvenlik için, yeni bir toplumsal sözleşmeyi inşa etmeliyiz.” ITUC GENEL SEKRETER SEÇIMLERI ITUC Genel Sekreterliği için iki aday yarıştı: IndustriALL Küresel Sendika Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Özkan ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu(ETUC) Genel Sekreteri Luca Visentini. Seçimler adayların konuşmalarının ardından dijital olarak düzenlendi. 213 konfederasyondan 211’inin oy kullandığı seçimlerde oyların%73’ünü alan Luca Visentini genel sekreterliğe seçildi. Ertesi gün yapılan seçimlerde yeni ITUC sekreteryası belirlendi: ITUC Genel Başkanı: Akiko Gono(Japonya, Rengo), Genel Sekreter Yardımcıları: Eric Mwezi Manzi(Ruanda), Jordania Ureña Lora(Dominik Cumhuriyeti), Owen Tudor(İngiltere, TUC), Başkan Yardımcıları Cathy Feingold(ABD, AFL-CIO) Antonio Lisboa(Brezilya, CUT). Luca Visentini, genel sekreter seçildikten sonra yaptığı teşekkür konuşmasında şunları vurguladı: “Kongrede ilham verici tartışmalar yürüttük. Dayanışmaya ve birliğe vurgu yaptık. Hedeflerimize yönelmeye hazırız. Kavga etmeye de pazarlık yapmaya da hazırız. Ama asıl hazır olduğumuz hedef: Örgütlenmek! Sharan Burrow’a teşekkür etmek istiyorum. Onun sayesinde küresel kurumlar sendikaları kabul ettiler. İşçi sınıfının talepleri küresel düzeyde kabul gördü.” “Gezegen için, istihdam için ve adil bir geçiş için mücadele edeceğiz. Adil Geçiş, bakım ekonomisi, kadınlara yönelik şiddet, yeni bir toplumsal sözleşme bundan sonrada ITUC’un temel gündemleri olacaktır. Yeni toplumsal sözleşme bu mücadelenin nirengi noktası olacaktır. Haklar, demokrasi, özgürlük, dayanışma, vergi adaleti 2 FES BRIEFING gibi konularda dünya nüfusunun%99’u için mücadele edeceğiz.” “Çalışan insanlar için tarihsel zorluklarla dolu bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik bir uçurumun eşiğindeyiz ve en önde işçiler duruyor. Barış ve demokrasi yükselen aşırı sağ hareketlerin tehdidi altında, bu durum işçi haklarını da tehdit ediyor. Ama neye ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. ITUC yeni bir toplumsal sözleşme hedefine sahip çıkacaktır. İklim dostu istihdama, işçi haklarına, adil ücretlere, sosyal güvenliğe, eşitliğe ve kapsayıcılığa ihtiyacımız var. Bu talepleri bütün hükümetlerin planlarının merkezine yerleştirmeliyiz. İşçiler ve bütün insanlar için insanca yaşama ve çalışma koşullarını savunmak barışı ve demokrasiyi inşa etmenin temelidir. Bunu başarmak için dinlenmeden mücadele edeceğiz.” DORJE KHATRI İKLIM ADALETI ÖDÜLÜ Dorje Khatri, Nepal Sendikalar Federasyonu(GEFONT) üyesi Dağcılar Sendikası başkanı ve iklim adaleti eylemcisiydi. 2011 yılında ITUC bayrağını Everest Dağı’nın zirvesine asmıştı. Ama 18 Nisan 2014 günü 46 yaşındayken Everest’te çığ düşmesi sonucunda hayatını kaybetti. ITUC, onun anısına her yıl, iklim adaleti ve işçi hakları uğruna ortak mücadele verenlere bir ödül veriyor. 2022 yılında İsveç Sendikalar Konfederasyonu(LO) ödüle layık bulundu. LO, çelik sanayisinde yürüttüğü sosyal diyalog ile bütün sanayi kollarına adil geçişte örnek teşkil ettiği için ödüle hak kazandı. İsveç LO, SSAB, LKAV ve Vattenfall gibi büyük firmalar da karbon emisyonunu düşüren adımlar attı. Fosil yakıt kullanmadan demir ve çelik üretimi gerçekleştirilmesini sağladı. LO ağır sanayinin karbonsuz da devam edebileceğini göstermiş oldu. LO Başkanı Karl Petter Thorwaldsson bu durumu: “Emisyonları düşürmek, daha kaliteli ve uzun vadeli istihdam yaratmak ve kömürü bu sürecin dışında bırakmak mümkün. Şirket de kömürsüz üç yeni çelik fabrikası açtı. Tam anlamıyla bir kazan kazan projesi” sözleriyle yorumladı. Ödülü geçtiğimiz yıl Güney Afrika sendikaları ve 2020 yılında IndustriALL Avrupa kazanmıştır. DÜNYANIN EN KÖTÜ PATRONU ITUC Kongre öncesinde başlattığı“Dünyanın En Kötü Patronu” oylamanın sonuçlarını kongre sırasında açıkladı: Altı ismin yarıştığı oylamada ödül, P&O Ferries CEO’su Peter Hebblethwaite’a verildi. P&Q Birleşik Krallık, İrlanda ve Kıta Avrupası’nda feribot işleten bir İngiliz nakliye şirketi. P&O Ferries, Mart ayında 786 denizciyi bir Zoom toplantısıyla işten çıkardı. Bu uygulama Birleşik Krallık yasalarına göre açık bir hak ihlalidir. Hebblethwaite, meclis araştırma komisyonunda kanunları çiğnediğini itiraf etti, hatta bunu tekrar yapacağını söyledi. ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow“Küresel salgın, işçiler dünyayı hareket ettirirken bize dünyanın gördüğü en büyük insani dayanışma eylemini gösterdi. Vicdansız CEO’lar pandemiden çıkar sağladıkça, işçilerle sözleşmelerini yırtıp atarken ve kurumsal düzenlemelerin açıklarını ortaya çıkarırken, bize kurumsal açgözlülüğün en büyük eylemlerini de gösterdi. Dünyanın en zengin on adamı pandemi sırasında servetlerini ikiye katladı.” değerlendirmesinde bulundu. ITUC’un 2022 listesinde her biri düşük ücretler, güvencesiz işler, sendikal karşıtlıkla sık sık gündeme gelen 5 isim daha yer aldı. 2022 Dünyanın En Kötü Patronu anketinin adaylarının tam listesi: Jeff Bezos, İcra Kurulu Başkanı, Amazon; Alan Joyce, Qantas CEO’su; Ahmed bin Saeed Al Maktoum, CEO, Emirates Havayolu ve Grubu; Howard Schultz, Starbucks’ın CEO’su; Gina Rinehart, Yönetim Kurulu Başkanı, Hancock Prospecting. SENDIKALAR BARIŞI İNŞA EDIYOR ITUC“2022 Özgürlük: Sendikalar Barışı İnşa Ediyor” raporu Kongre’ye sunuldu. Rapora göre yaklaşık iki milyon kişi savaş ve çatışmalardan etkilenen bölgelerde yaşıyor. Sendikalar uluslararası insani yardım faaliyetlerine katılıyor. Bu faaliyetler, son dönemde, özellikle Ukrayna ve Myanmar’da yoğunlaştı. Sendikalar çatışmaların engellenmesinde, durdurulmasında ve yaraların sarılmasında görev aldılar. Sendikaların barış, adalet ve demokrasinin korunmasında görev aldığı sayısız örnek var. Kolombiya’da sendikalar on yıllardır barış ve sosyal adalet mücadelesinin ön safındaydı. Kuzey İrlanda’da sendikal hareket, bölünmüşlük ve mezhep ayrımcılığına karşı barış mücadelesinin motor gücü 3 FES BRIEFING oldu. Myanmar’da sendikalar en zor koşullar altında barış ve demokrasi mücadelesi verdi. Tunus’ta UGTT, mücadelesini Nobel Barış Ödülü›yle taçlandırdı. Sendika liderleri Endonezya’daki L20 ve Mısır’daki COP27 toplantılarının hemen ardından Melbourne’de buluştular. Bali’de sosyal güvenlik ve barış, Şarm El Şeyk’te ise adil geçiş ve ifade özgürlüğüne dair canlı tartışmalar yürütüldü. İşçilerin oralardaki etkinlikleri ve izlenimleri ITUC Kongresi’ne taşındı. ITUC her iki toplantı ve etkinlik dizisinde de“Yeni Bir Toplumsal Sözleşme” talebini dile getirdi. Kongreye yaklaşık 1000 delege katıldı ve yarısından fazlası kadınlardan oluştu. Joe Biden bir video mesaj göndererek hükümetinin sendikal özgürlükleri genişleteceğini, işçi haklarına saygı göstereceğini ilan etti. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ise bizzat katıldığı kongrede ülkesinin kısa süre içerisinde ILO 190 No’lu sözleşmeyi onaylayacağının müjdesini verdi. Kongre sırasında Myanmar, Hong Kong, Belarus, Ukrayna, Türkiye, Rusya, Kazakistan, Filistin ve diğer ülkelerde sendikalara yönelik baskılar ve tutuklu sendikacıların durumu tekrar tekrar gündeme geldi. DISK Genel Başkan Yardımcısı Alaaddin Sarı da kongrede yaptığı konuşmada“Yoksulluğa sürüklenen işçiler için yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacımız var. Tüm dünya işçilerinin sosyal güvencelerinin ortadan kaldırılmasını önlemek için yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacımız var. Kongremiz devam ederken dünyanın dört bir yanında işçiler haklarını savunmak ve geliştirmek için fabrika önlerinde, işyerlerinde, sokaklarda ve grevlerde mücadele ediyorlar. Yeni bir toplumsal sözleşmeyi hayata geçirebilmemiz bu mücadelelerin başarısına doğrudan bağlıdır”ifadelerini kullandı. Sonuç Bildirgesi’nin yanı sıra kongre sonucunda:“Rusya’nın Ukrayna’yı İşgali: Barış, Demokrasi ve Haklar”,“İran ile Dayanışma”, “Aşarı Sağ ile Mücadele” başlıklı kararlar oy birliğiyle alındı. AB-KATAR RÜŞVET SORUŞTURMASI VE ITUC 1 – ITUC Genel Sekreteri Luca Visentini AB-Katar-Rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alındı. – Yürütülen soruşturma ve denetimler sonunda Visentini görevden alındı. Eylül 2023'te düzenlenecek olağanüstü kongre ile yeni bir genel sekreter seçilecek.. 9 Aralık 2022 günü Avrupa Parlamentosu(AP) milletvekillerine yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alınan kişiler arasında ITUC Genel Sekreteri Luca Visentini de bulunuyordu. Visentini, 7 yıl boyunca Avrupa Sendikalar Konfederasyonu(ETUC) genel sekreterliği yaptıktan sonra kasım ayında Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu(ITUC) genel sekreterliği görevine seçilmişti. Basına yansıyan haberlere göre bazı AP milletvekilleri, bağlantıda oldukları çeşitli kişiler ve STK’lar, Avrupa kurumlarının Katar ile ilgili politikalarını etkilemek üzere lobi yapmış ve bunun karşılığında Katar’dan nakit para ve dikkat çeken hediyeler almıştır. Luca Visentini sorgulama sonrası adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. ETUC, konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda soruşturmanın hiçbir aşamasında ETUC ile ilgili iddiaların yer almadığını hatırlatarak her türlü yolsuzluğa ve Katar’daki işçi hakkı ihlallerine karşı kararlılıkla mücadele edileceğini belirtmiştir. Ayrıca olağanüstü olarak toplanan ETUC yürütme kurulu, konunun araştırılması için bağımsız bir denetim şirketiyle anlaşmıştır. ITUC da ilgili açıklamalarında soruşturma kapsamında ITUC ile ilgili şüphelerden bahsedilmediğini vurgulamıştır. Konunun ciddiyetinin farkında olduğunu, yolsuzluğa sıfır tolerans gösterileceğini belirten ITUC, Katar’da çalışma yasalarında reform yapılması için 11 yıldır yoğun bir kampanya yaptığını hatırlatmıştır. ITUC ayrıca Katar ile ilgili çalışmalarının nesnel analiz ve olgularına dayandığını, kesinlikle dışarıdan etkilenmediğini ve Katar dâhil diğer Körfez ülkelerine ilişkin reform kampanyaların kararlılıkla devam edeceğini belirtmiştir. Katar dünya kupası tesisleri işçilerin vahşice sömürülmesi ve hatta katledilmesi üzerine inşa edilmiştir. Bölgedeki ülkelerde devam eden Kafala rejimi göçmen işçilerin gerçek anlamda köleliğe mahkum edilmesidir. Dünya bu durumu uluslararası sendikal hareketin kampanyaları sayesinde öğrenmiştir. Sendikal hareketin bağımsızlığını ve demokratik değerleri savunmak için söz konusu rüşvet iddialarıyla hesaplaşılması gerekmektedir. Uluslararası sendikal hareket, tüm dünyada işçi haklarını, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini ve hatta demokrasiyi savunmak için Katar kampanyalarına devam etmelidir. 1 Bu rapor yayına hazırlandığı sırada ITUC ve ETUC’un konuyla ilgili yürüttüğü denetim ve soruşturma henüz sonuçlanmamıştı. 4 FES BRIEFING EK KONGRE BİLDİRGESİ YENI BIR TOPLUMSAL SÖZLEŞME ITUC 5. Dünya Kongresi 17-22 Kasım 2022, Melbourne, Avustralya EK 1. Kurumsal ve finansal düzenlemelerde büyük açıklara sahip başarısız bir ekonomik sistemin kalbinde yer alan eşitsizlikler ve adaletsizlikler, Covid-19 salgını tarafından vahşice açığa çıkarıldı ve kitlesel olarak derinleştirildi. Ekonomiyi insanlığın hizmetine sunmak ve insanları ve gezegeni yıkım tehdidinden kurtarmak için Yeni Bir Sosyal Sözleşme her zamankinden daha acildir. Yeni Toplumsal Sözleşmeye ancak örgütlü emeğin gücüyle ulaşılabilir. Demokrasi, eşitlik, paylaşılan refah ve her yerde insanların karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için gereken dayanıklılık için temelleri emeğin gücü sağlar. 2. 150 yılı aşkın süredir işçiler, demokrasi ve haklar için güçlü ve bağımsız bir etki yaratarak demokratik sendikalar halinde örgütlendi. Sendikalar, sömürü, açgözlülük ve ayrımcılığa karşı dengeleyici bir güç sağlayarak, onlarca yıldır toplu eylem yoluyla sosyal ve ekonomik ilerlemeyi yönlendirdi. ITUC’un kurucu İlkeler Bildirgesi’nde yer alan hareketimizin kalıcı değerleri, barış, demokrasi, sürdürülebilir kalkınma ve herkes için eşitliğin çok önemli olduğu bir dünyanın temelleridir. Hedefimiz işçi haklarına saygı duyulan, yaşam standartlarının iyi olduğu ve kimsenin geride bırakılmadığı bir dünyadır. 3. Bu hedef, hâkim neoliberal, şirketlerin egemen olduğu küresel ekonomi aracılığıyla gerçekleştirilemez. Köklü bir dönüşüm gereklidir ve kongre, bu dönüşümü başarmak için mücadele eden ITUC’a şunları taahhüt eder: Eşitsizlikler, sömürü ve ayrımcılığın uçlarda ele alınması yeterli olmayacaktır. Değişim her şeyi kapsamalı ve tüm dünya insanlarının yararına olmalıdır. Bu bildirim, bu dönüşümü gerçekleştirmek ve yeni bir model kurmak için yapılması gerekenleri ortaya koymaktadır. 4. Kongre, 2018’de Kopenhag’da düzenlenen 4. ITUC Dünya Kongresi tarafından kabul edilen, dünya ekonomisindeki fay hatlarını detaylandıran ve ileriye giden yol olarak Yeni Bir Sosyal Sözleşmenin gerçekleştirilmesini sürdürmeyi taahhüt ettiğimiz bildiriyi yeniden teyit eder. İşçilerin gücünü inşa etmek(örgütlenme özgürlüğü, toplu pazarlık ve sosyal diyalog bunun merkezinde olmalıdır). 5. Yeni Sosyal Sözleşmenin zorunluluğu, dünyanın karşı karşıya olduğu kesişen krizlerden en sonuncusu olan Covid-19 pandemisinin başlamasıyla daha da acil hale geldi. i. Salgında milyonlarca insan öldü, yüzlerce milyonu işini kaybetti ve gelişmekte olan ülkelerdeki milyarlarca insan iyi işlerden, aşılardan ve tıbbi yardımdan mahrum kaldı. Pek çok hükümetin ve uluslararası finans ve ticaret kurumlarının tepkileri tüm bu bunlarda açıkça yetersiz kaldı. ii. İklim değişikliği hızlanıyor, yaşamları ve geçim kaynaklarını yok ediyor, aşırı hava olayları yaratıyor, yaşam alanlarını yok ediyor ve sağlık için ek riskler yaratıyor. iii. Yoksulluk ve ekonomik eşitsizlik artmaya devam ediyor, daha yoksul ülkeler için sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma vaadi hala karşılanmıyor. 2 milyar insan kayıt dışı ekonominin çaresizliği içinde sıkışıp kalıyor ve dünya nüfusunun çoğu sosyal korumadan yoksun kalıyor. iv. Birçok işçi için ücretler çok düşük, GSYİH’deki işgücü payı düşmeye devam ediyor ve yüz milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. v. Çalışma düzenlerindeki değişiklikler ve geçici ve kısa süreli sözleşmelerin kötüye kullanımı, büyük bir iş güvencesizliğine yol açtı ve örgütlenme, toplu pazarlık ve iş güvencesine erişimi zayıflattı. vi. Kadınlar her yerde ayrımcılığa maruz kalıyor, karar alma organlarında ciddi şekilde yetersiz temsil ediliyor, küresel cinsiyetler arası ücret farkı hala%20’nin üzerinde ve işgücüne katılımdaki cinsiyet farkı%27’de. Birçok ülkede kadın istihdamına ilişkin veriler çok az veya yok. Mevcut veriler de kadınların kayıt dışı ekonomide küçümsenen ve ücreti ödenmeyen işlerde çalıştığını göstermektedir. vii. Gençler dünyanın her yerinde sosyal ve ekonomik dışlanmayla karşı karşıyadır. viii. Her yıl en az 2,8 milyon insan hayatını meslek hastalığı ve kazalar nedeniyle kaybetmektedir. Milyonlarcası da işlerinden kaynaklanan yaralanma ve hastalıklarla yaşamaktadır. 1 FES BRIEFING ix. Kadınların büyük bir kısmı, işyeri de dahil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve tacize maruz kalmış veya maruz kalmaktadır. x. Dünya nüfusunun çoğu teknolojinin faydalarından mahrum bırakılıyor, birkaç saldırgan şirket, verileri kontrol ederek devasa serveti ele geçirdi ve hızlı teknolojik değişimden kaynaklanan işler ve haklar üzerindeki gerçek riskler henüz ele alınmamış durumdadır. xi. İnsanlara ulaşamayan demokrasinin tehdit altında olduğu, insanların haklarından giderek daha fazla mahrum bırakıldığı, hükümetlere olan güvenin düşmeye devam ettiği ve çok taraflılık ve uluslararası dayanışmanın geri çekildiği anlamına geliyor. xii. Nükleer savaş tehdidi, ulusların içinde ve arasında silahlı çatışma tehdidi gibi gerçekliğini koruyor. xiii. İşçi haklarının erozyona uğramasında on yıllardır devam eden bir eğilim, işverenlerin tedarik zincirleri de dahil olmak üzere çalışanlarına karşı yükümlülüklerini reddetmesiyle birlikte yoksulluğu, dışlanmayı ve güvensizliği tetikliyor. xiv. Irkçılık, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık dünyanın başına bela olmaya devam ediyor ve göçmen işçiler ve yerli halk her bölgede sömürüyle karşı karşıya kalıyor. Irkçılık eşitsizliğin önemli bir nedenidir ve yaşamlara mal olmaktadır. xv. Milyonlarca insan zorla çalıştırılma, insan kaçakçılığı ve modern kölelik mağduru durumundadır ve on milyonlarca çocuk okul yerine iştedir. 6. Myanmar’daki kanlı baskıdan, Hong Kong ve Belarus’taki otoriter rejimlerin dayatılmasına, şirketlerin artan gücü elinde tutması ve aşırılık yanlılarının yayılmak için geleneksel medyayı ve interneti kullanmasıyla yerleşik demokrasilerdeki siyasi süreçlerin istikrarsızlaştırılmasına kadar demokrasi dünya çapında saldırı altında, aşırı sağ siyasi anlatılar, dezenformasyon ve istikrarsızlaştırma neden olmaktadır. Milliyetçilik, popülizm, yabancı düşmanlığı, antisemitizm, İslamofobi ve faşizmin yeni biçimleri yükselişte. Kapsayıcılık, paylaşılan refah ve sürdürülebilir bir geleceğin temellerini atabilecek ve atması gereken uluslararası kurumlar ve süreçler ciddi şekilde zayıfladı. Birçoğu çağımıza uygun değil ve bu bildiride belirtilen işçilerin taleplerini destekleyerek ve uygulayarak yeni sosyal sözleşmenin uygulanmasında oynamaları gereken rolü yerine getirmelerini sağlamak için köklü reform gerekiyor. ITUC çok taraflılığa bağlıdır ve halihazırda yeni toplumsal sözleşmenin unsurlarını destekleyen uluslararası kurumların çalışmalarını memnuniyetle karşılamaktadır. 7. ITUC, Birleşmiş Milletler’i en üst düzey çok taraflı organ olarak ve onun barış için çalışmak da dahil olmak üzere rolünü destekler ve üye devletlerin BM Şartı’nı ve çalışmalarını destekleme sorumluluklarını kabul ederek BM reformunun hesap verebilirliği ve etkinliği artırması gerektiğini kabul eder. 8. Birleşmiş Milletler’in önümüzdeki yıllarda küresel reformun kilit unsurları olarak üç özel odak alanındaki çalışmalarını destekliyoruz. Ekonomide ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin gerçekleştirilmesinde: i. İşler ve Sosyal Koruma için Küresel Hızlandırıcı, ii. Bakım için Küresel İttifak, iii. Sosyal sözleşmenin, 2025’te yeni bir Sosyal Kalkınma Dünya Zirvesi’ne yönelik“Ortak Gündemimiz”in merkezinde yer almasını sağlamak. 9. Son ITUC Dünya Kongresi’nden bu yana, Yemen ve Tigray’daki(Etiyopya) çatışmalarda kaybedilen yüz binlerce insan dahil olmak üzere, savaşlar sonucunda milyonlarca insan öldü. Rusya’nın Ukrayna’yı vahşice işgaliyle birlikte, son yıllarda dünyanın her bölgesinde yaşanan çatışmalar, milyonlarca insanın kendi ülkeleri dışında mülteci olmasına ve onlarca milyonlarcasından daha fazlası da ülke içinde yerinden edilmiş – büyük çoğunluğu daha az zengin ülkelerde gitmiştir. 10. Barış, ITUC’un değerlerinin merkezinde yer alır ve savaşın vahşetinin mutlak reddi, barış için bir çerçevenin elde edilmesini sağlamalıdır. Birleşmiş Milletler ilkelerine dayanan, çatışmaların ideolojik, sosyal ve ekonomik nedenlerini ele alan ve savaşları başlatmaktan ve sürdürmekten ve savaş suçları ile terör saldırılarından sorumlu olanları sorumlu tutan ortak güvenlik anlayışıdır. 11. Uluslararası en büyük örgütlü demokratik güç olarak, dünyanın sendikal hareketi, zorlukların üstesinden gelmede ve barış arayışında vazgeçilmezdir. Kriz zamanlarında dayanışmayı güçlendirmek daha adil ve daha insancıl bir dünya yaratmak için gereklidir. 12. İşçilerin gücünü inşa etmek, dünyanın karşı karşıya olduğu diğer krizlerin üstesinden gelmek için örgütlenme taahhüdümüzü yeniden vurguluyoruz. Sendikal dayanışmanın bugüne kadar çok şey kazandıran sayısız başarısından gurur duyuyoruz ve çok sayıda sendikal eyleminin faydalarından yararlanmak ve birlik içinde olmanın getirdiği gücü üstlenmek için tüm insanlar için savaşma sözü veriyoruz. i. Her bölgedeki sendikalar, Covid-19 pandemisine müdahalede ve ihtiyaç duyulan direncin oluşturulmasında hayati bir rol oynuyor. ii. Emekçiler, hakların reddedildiği, baskının yaygın olduğu ve diktatörlerin yönettiği yerlerde bile örgütlenme kararlılığını göstermeye devam ediyor. İşçiler her gün örgütlenme çalışmalarını kazanıyor ve toplu sözleşmeleri güvence altına alıyor. iii. İşçiler ve aileleri için daha iyi bir dünyanın güvence altına alınmasına katkıda bulunarak, İnsana Yakışır İşe İlişkin Hedef 8 de dahil olmak üzere BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için yürütülen kampanyalarda ön saflarda yer alıyoruz ve ILO’da Şiddet ve Tacizle Mücadele Sözleşmesi ile ILO’da, 2019’daki Çalışma ve ILO Yüzüncü Yıl Bildirgesi’nin yanı sıra pandemi etrafında 2021 ILO Küresel Eylem Çağrısı’nda önemli başarılar elde ettik. iv. Küresel bir sosyal koruma fonu talebini uluslararası gündeme taşımayı başardık. 2 FES BRIEFING v. Adil Geçiş, iklim değişikliğine karşı mücadelenin merkezi olarak kurulmuştur ve her bölgedeki sendikalar, sıfır karbon sıfır yoksulluk geleceği elde etmek için Adil Geçiş ile uğraşmaktadır. vi. Birleşmiş Milletler, Yeni Bir Sosyal Sözleşmenin gerekliliğini onaylamıştır. vii. Tedarik zincirlerinde durum tespiti arayışı güçlü bir ivme kazanıyor. viii. Uluslararası sendikal dayanışma, tarihin herhangi bir döneminde olduğu kadar güçlüdür. 13. İnsanlık tarihinin önemli zamanlarında, sosyal sözleşme, aşağıdakilerle sosyal ve ekonomik adaletin temellerini attı: i. Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımının ardından 1919’da ILO’nun kurulması:“Evrensel ve kalıcı barış ancak sosyal adalete dayandırılırsa kurulabilir.” ii. ILO’nun 1944’te İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımının ortasında“Tam istihdam ve yaşam standartlarının yükseltilmesi” ve“emek bir meta değildir, ifade ve örgütlenme özgürlüğü sürdürülebilir ilerleme için esastır ve herhangi bir yerde yoksulluk, her yerde refah için bir tehlike oluşturur” taahhütleri iii. Bunlar, dünyanın çoğunda ortak refahın yolunu açtı, ancak bugün sosyal sözleşme bozuldu. Dünyanın karşı karşıya olduğu kesişen zorlukların yoğunluğu ve karmaşıklığı, sosyal sözleşmenin birinci ve ikinci tekrarlarını yaratan vizyonerlerinkine eşit bir vizyon ve kararlılık gerektirir ve bu kez, sosyal sözleşme sadece zengin olan ülkelerle sınırlı kalmamalıdır. Sosyal sözleşme herkes için olmalı ve gelecekteki şoklara ve sosyal ve ekonomik adalete karşı çıkan güçlü çıkarlara karşı dayanıklı olmalıdır. Çok taraflı gündemi yönlendiren güçlü ve etkili bir ILO bunun merkezinde yer almaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrası toplumsal sözleşmenin önemli unsurları birçok ülkede yürürlükte kalırken, sendikaların uyanıklığı ve örgütlenmesi nedeniyle bunlar, dünya için yeni bir toplumsal sözleşmenin yokluğunda sürekli tehdit altındadır. 14. İşverenlerin ILO’yu ve özellikle onun temel çalışma standartlarını baltalama çabalarına ve birçok hükümetin ne ILO yükümlülüklerine saygı duymasına ne de işveren saldırılarına karşı onu savunmasına rağmen, ILO çalışanlar için teslim oldu ve kongre, sendikal hareketin normatif yetki ve üçlü yapısı ile ILO’yu savunacak ve destekleyecektir. 15. ITUC Kopenhag Kongre Bildirisi’nde açıklandığı gibi, küresel ekonomideki ve toplumlardaki ana fay hatları yıllardır, hatta on yıllar boyunca yerleşiktir. Kopenhag’dan bu yana dünya, her düzeyde sendikal eylemin kritik öneme sahip olduğu, hızlanan ve birbirine yaklaşan üç küresel eğilim yaşadı: i. İklim değişikliği ii. Pandemi ve Küresel Sağlık iii. Teknolojik değişim İKLİM 16. Küresel ısınma hayatlara ve geçim kaynaklarına mal oluyor ve geniş kapsamlı ve iddialı eylemler olmadan gezegeni insanlar için yaşanmaz hale getirmekle tehdit ediyor. İstihdamı yok ediyor ve çok daha fazlasını yok etmekle tehdit ediyor. Aşırı hava olayları artık sık rastlanan olaylardır, buz kütlelerinin ve tundranın geri döndürülemez şekilde erimesi devam etmekte ve biyolojik çeşitlilik çarpıcı biçimde azalmaktadır. Her yıl on milyonlarca iklim mültecisi yerinden ediliyor ve sayıları artmaya devam ediyor. İnsani ve ekonomik açıdan eylemsizliğin maliyeti, dünyanın atmosferini yeniden dengelemek için şu anda ihtiyaç duyulan yatırımdan çok daha ağır basmaktadır. 17. Mevcut eğilimlere göre dünya, küresel sıcaklık artışını yıkıcı etkilerle birlikte 1,5°C’nin altında tutmak için mücadele edecek. Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerine ve küresel ısınmanın etkilerine dair daha fazla kanıta rağmen, birçok ülke, emisyon azaltma ve iklim uyumu gibi ikiz hedefleri karşılayan Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmiyor. İklim değişikliğine karşı en savunmasız insanların çoğuna ev sahipliği yapan en az varlıklı ülkeler, yeterli taahhütlerde bulunmak ve bunları yerine getirmek için gereken kaynaklardan ve uluslararası dayanışmadan yoksundur. Pek çok yatırımcı ve işletme artık kamuya açık bir şekilde net sıfır emisyon taahhüdünde bulunurken, karbon yoğun sektörler de dahil olmak üzere diğerleri ilerlemeyi durduruyor. Sendikalar, dönüşümde insana yakışır işler sağlarken endüstrilerin ve şehirlerin karbonsuzlaştırılmasını müzakere ederek Adil Geçişteki ilerlemeyle gündemi hareket ettirdi. 18. Özelleştirme ve metalaştırmaya bağlı neoliberal iklim ve enerji politikaları, sera gazı emisyonlarının artışını durduramadı ve tüketiciler ve endüstri için büyük enerji maliyeti artışlarına katkıda bulunuyor. Artan enerji yoksulluğu olgusu, yenilenebilir enerji kapasitesinin ve herkese enerji getiren verimli iletim sistemlerinin geliştirilmesi yoluyla ele alınmalıdır. Hükümetler ve kamu yetkilileri, enerji yoksulluğunu ve güvencesizliğini ortadan kaldırma yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamalıdır. Enerjiye erişim bir insan hakkı olarak görülmelidir. 19. Ayrıca ormansızlaşma, biyolojik çeşitlilik kaybı, su yollarının ve okyanusların kirlenmesi ve diğer ekolojik tahribatlar önlenmeli, durdurulmalı ve tersine çevrilmelidir. Su kıtlığı, tüm popülasyonları kuraklık ve kıtlığa karşı savunmasız bırakıyor. 20. Kongre: i. İnsanlığı ve biyosferi kurtarmak için iklim değişikliğiyle mücadelenin aciliyetini yeniden teyit eder, ii. İklim eylemlerinin yetersizliğinin gençlere ve gelecek kuşaklara karşı bir ihanet olduğunu beyan eder. Adil ve sürdürülebilir bir geleceği güvene altına almak için gençlik hareketlerini ve örgütlenmelerini destekler. iii. Tüm hükümetlerin uygulamasını talep uluslararası kabul görmüş taahhüt ve hedeflerin karşılanması ve 3 FES BRIEFING aşılması dahil olmak üzere tüm ekonomik faaliyetlerin karbondan arındırılması yoluyla iklim değişikliği eğilimini tersine çevirecek dönüştürücü politikalar, iv. Sendikaların tam katılımıyla iklim değişikliğinin tersine çevrilemeyeceği Adil Geçişin iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik tüm çabaların merkezinde yer aldığında ısrar eder, v. Adil Geçiş ile iklim eyleminin istihdam yarattığını ve vasıflı ve eğitimli bir işgücünü desteklediğini kabul eder, vi. Enerji altyapısı ve hizmetlerinin kamu mülkiyetinin korunması, ıslahı ve genişletilmesi için çalışmayı taahhüt eder, vii. İşverenleri, toplu pazarlık ve sosyal diyalog yoluyla sendikalara danışarak sıfır karbon stratejileri benimsemeye çağırır, viii. Uluslararası ticaret ve yatırım politikalarının yanı sıra emeklilik fonları da dahil olmak üzere yatırımcıların sıfır karbon sıfır yoksulluk geleceği zorunluluğunu desteklemesini talep ediyor, ix. Tüm ülkelerin Adil Geçiş yoluyla ekonomilerini dönüştürmelerini ve insana yakışır işler yaratmalarını sağlamak için teknoloji transferinin ve kredi ve hibelerdeki destekleyici hükümlerin öneminde ısrar eder, x. İklim değişikliğine uyum sağlamak ve etkilerini azaltmak ve en az varlıklı ve en savunmasız ülkelerde Adil Geçişi desteklemek için küresel eylemlerin ve kaynakların önemini yeniden teyit eder, xi. İklim değişikliğinden kaynaklanan kayıp ve hasarın tazminini destekler, xii. Fosil yakıt şirketlerine verilen savurgan hükümet desteklerine son verilmesi, hanelerin enerji yoksulluğuna karşı korunmasını sağlarken vurgunculuğu önlemek için eyleme geçilmesi, kamu ihalelerinin iklim eylemini desteklemesi ve yatırımcıların istihdam garantili fosil yakıtlardan Adil Geçiş koşuluna bağlı yatırım yapmaları için çağrıda bulunuyor, xiii. Adil Geçiş sağlamak için gerekli becerilere ve yaşam boyu öğrenmeye yönelik gerekli yatırım seviyeleri için çağrıda bulunur, xiv. Her bölgedeki sendikalar tarafından, genellikle başkalarıyla ittifak halinde ve ayrıca“İklim ve İstihdam-İşyerlerimizi Koruma Altında” girişimlerine katılmak da dahil olmak üzere işyeri düzeyinde yapılan mükemmel çalışmaları kabul eder. COVİD-19 PANDEMİSİ VE KÜRESEL SAĞLIK 21. “Pandemiler ve salgınlar dahil olmak üzere halk sağlığı sorunları, her yerde mevcut tehditler olmaya devam ediyor”. ITUC 2018 Kopenhag Kongresi Bildirisi 22. Covid-19 pandemisi hazırlıksız ve kaynak yetersizliği olan bir dünyada kendini gösterdi. Bilim insanlarının uzun yıllar boyunca yaptığı uyarılar, kısa vadeye odaklanan ve kamu hizmetlerine, deregülasyona, yetersiz finansmana ve sağlık ve bakımın şirketler tarafından ele geçirilmesi de dahil olmak üzere özelleştirmeye yönelik onlarca yıllık saldırıları tersine çevirmek istemeyen hükümetler tarafından büyük ölçüde göz ardı edildi. Sonuç, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, daha fazlasının hastalandığı ve yüz milyonlarca işin yok olduğu küresel bir felaket oldu. Ekonominin tüm sektörleri harap oldu. Ekonomik etkilerin kadınlar üzerindeki orantısız bir şekilde düşmesiyle, tüm toplumlarda en çok en savunmasız olanlar etkilendi. Her yerde insanların karşı karşıya olduğu kesişen krizlerin üstesinden gelmek için becerilerin ve niteliklerin hayati önem taşıdığı bir zamanda eğitim ciddi şekilde kesintiye uğradı. Gençler eskisinden çok daha büyük bir belirsizlikle karşı karşıya ve hepsinin en ağır yükü yine çok sayıda insanın aşılara, testlere ve diğer sağlık gereksinimlerine erişemediği en az varlıklı ülkeler tarafından yükleniyor. 23. En az zengin ülkelerdeki kalifiye sağlık ve bakım çalışanlarının eksikliği, bu ülkelerden daha iyi ekonomik fırsatlar aramak için daha zengin ülkelere göç eden eğitimli işçilerin “beyin göçü” ile daha da kötüleşiyor. 24. Bilim insanları, benzeri görülmemiş bir hız, aşı milliyetçiliği, fikri mülkiyet hükümleri, yetersiz küresel üretim kapasitesi ve aşı üretiminin fiilen yokluğu ile etkili aşılar geliştirirken birkaç gelişmekte olan ülke dışında hepsinde insanları hayat kurtaran korumadan yoksun bıraktı, eşitsizliği önemli ölçüde artırdı ve SARS-CoV-2 virüsünün daha tehlikeli varyantlara dönüşmesine izin verdi. 25. Pek çok ülkede test ve teşhis kapasitesinin olmaması, aynı zamanda rapor edilen küresel Covid-19 ve buna atfedilen ölüm oranlarının büyük ölçüde hafife alındığı anlamına gelirken, hemen hemen her ülkedeki sağlık sistemleri üzerindeki yük, diğer tıbbi durumların daha da kötüleştiği anlamına geliyor. Hastalıkların tedavi edilmemesi veya önemli ölçüde gecikmeyle tedavi edilmesi, genel hastalık ve ölüm yüküne katkıda bulunur. Ek olarak salgınları kontrol altına almak için gerekli önlemler de dahil olmak üzere pandeminin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, önümüzdeki yıllarda da hissedilmeye devam edecek. 26. Çoğu hükümet, en kötü ekonomik etkileri azaltmak için çoğunlukla geçici önlemlere harcanan trilyonlarca dolar ile işler ve gelirler üzerindeki etkilere hızla yanıt verdi. Birçok ülkedeki sendikalar, sosyal diyalog ve kamuoyu baskısı yoluyla finansman paketlerini şekillendirebildiler. Bununla birlikte, birçok ülke ekonomilerinin altını oydu ve mali alandan yoksun kaldı, bu da işçileri ve ailelerini desteklemeyi 4 FES BRIEFING zorlaştırdı. Genel olarak, sosyal korumayı evrensel hale getirmek ve orta ve uzun vadede işlere yatırım yapmak için yeterli siyasi iradenin mevcut olduğuna dair henüz çok az işaret var. Gelecekteki şoklardan kaynaklanacak yıkıcı etkilerden kaçınmak, dayanıklılık oluşturmak için bu durum değişmelidir. 27. Bazı ülkelerde, hükümet müdahaleleri yetersizdi, krizi derinleştirdi ve uzattı ve birçok insanın devlet mali desteğine erişimini engelledi ve desteği işletmelerin çıkarlarına göre şekillendirdi. Brezilya gibi bazı durumlarda, ulusal yetkililerin merkezi hükümetin mutlak başarısızlığı, siyasi nedenlerle pandemi, insanlığa karşı suçlar olarak kabul edilebilir. Buna karşılık, sosyal diyaloğun işe yaradığı ve sendikaların daha güvenli çalışma koşulları ve kayıp gelir için tazminat sağlamak için ulusal, sektörel ve işletme düzeyinde müzakere edebildiği yerlerde işçiler, topluluklar ve ekonomiler daha iyi sonuç verdi. 28. Virüsün bulaşmasının çoğu işyerlerinde –sağlık ve bakım tesislerinde, lojistikte, tarımda, eğitimde, ulaşımda ve diğer birçok sektörde– meydana geliyor. Bu ve gelecekteki pandemileri yönetmedeki başarı, büyük ölçüde, tüm çalışanların uygun hastalık ücreti alma ve güvenli olmayan işleri reddetme hakkına sahip olduğu ve böylece bulaşmanın önlenmesine yardımcı olduğu, sağlıklı ve güvenli işyerlerinin sağlanmasına bağlıdır. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliğinin sadece kanunda değil, her işyerinde uygulamada temel bir hak olarak tanınmasına yönelik talebimiz, sadece iş yerinde hayat kurtarmakla kalmayacak, bugün ve gelecekte toplum sağlığına önemli katkılarda bulunacaktır. 29. Potansiyel ve ortaya çıkan tehditlerin gözetimi ve bunlara ilişkin uluslararası raporlama ve bilgi paylaşımı, bakıma ve halk sağlığı kapasitesi ve stratejilerine yatırım ihtiyacına ilişkin, eczacılık müdahalelerin araştırılması ve geliştirilmesi için destek ve diğer müdahalelerin değeri ve bunları sürdürmek için ekonomik ve sosyal çerçeve hakkındaki bilgiler de dahil olmak üzere Covid-19 pandemisinden önemli dersler çıkarılmalıdır. 30. Kongre: i. Tüm insanların, Covid-19 ve diğer pandemik ve endemik hastalıklar için etkili ve güncel aşılar, hızlı antijen testleri dahil tedaviler ve testler dahil olmak üzere ücretsiz, kaliteli kamu sağlık hizmetlerine erişmesini talep eder, ii. DTÖ(Dünya Ticaret Örgütü) de dahil olmak üzere, aşıların, testlerin ve tedavilerin geliştirilmesine ve özellikle gelişmekte olan ülkeler için uygun maliyetli erişime yönelik tüm fikri mülkiyet engellerinin kaldırılmasını talep eder, iii. Gelişmekte olan ülkelerde aşılar, testler ve tedaviler için üretim kapasitesi oluşturmak için küresel bir çaba çağrısında bulunur, iv. Araştırmalarda kamu yatırım politikalarının teşvik edilmesinde ve ilaç şirketlerinin kamu fonları ile ilgili hesap verebilirliğinde ısrar eder, v. Kapsayıcı, sürdürülebilir ve dirençli Covid-19 krizinden insan merkezli bir iyileşme için 2021 ILO küresel eylem çağrısını memnuniyetle karşılar, vi. Aşılar ve diğer tıbbi ürünler için kanıta dayalı düzenleyici onayının tam ulusal veya özel çıkar temelinde değil, zamanında yapılması konusunda ısrar eder, vii. Tam istihdamın ve temel haklara sahip bir işçi koruma tabanının, geçim ücretinin ve çalışma saatleri üzerinde kontrolün halk sağlığı, iyileşme ve dayanıklılık için temel olduğunu kabul eder, viii. Her işyerinin sağlıklı ve güvenli olması ve her işçinin güvenli olmayan çalışmayı reddetme hakkına sahip olması için verilen mücadeleyi sürdürmeyi taahhüt eder, ix. Su, temizlik ve yaşam alanı dahil olmak üzere BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmanın halk sağlığının sağlanması için çok önemli olduğunu hatırlatır, x. Hazırlık, dayanıklılık ve müdahalenin yanı sıra nesiller arası dayanışma için temel olan halk sağlığı ve bakımına büyük yatırımlar için çağrıda bulunur, xi. Covid-19 için aşılanmak, test edilmek veya izole edilmek için ücretli hastalık izni de dahil olmak üzere tüm ülkelerin ve işverenlerin ücretli hastalık izni vermesini talep eder, xii. Herkes için sosyal koruma ile sosyal güvenliğin önemini hatırlatır, xiii. Tüm ülkelerin Covid-19’u bir meslek hastalığı olarak tanıması gerektiği konusunda ısrar ediyor. TEKNOLOJİ 31. Sendikalar, başlangıcından itibaren, yeni teknolojinin getirilmesi, işçiler için faydaların maksimize edilmesi, olumsuz etkilerin en aza indirilmesi ve teknolojiden elde edilen ekonomik kazanımların paylaşılmasının sağlanması için toplu sözleşmelerde pazarlık yaptı ve kazanımlar elde etti. Sendikaların bu önemli rolü, örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık saldırı altındayken ve işverenlerin istihdam ilişkilerinden kaçınmak için teknolojik uygulamaları kullanması ve hatta işçileri algoritmaların yetkisi altına sokup müdahaleci gözetime tabi tutması nedeniyle istikrarlı bir şekilde baltalandı. Teknik bilgi ve yenilikte hızlı ilerlemeler hemen hemen her endüstride ve aslında insan faaliyetinin her alanında gerçekleşmektedir. Ancak ekonomik kazanımlar adil bir şekilde paylaşılmamaktadır. Bu, hiçbir yerde, az sayıda oligarkın muazzam servetler elde ettiği –çoğu vergilendirilmemiş– teknoloji sektörünün kendisinde olduğundan daha belirgin değildir. Aynı zamanda dünya nüfusunun neredeyse yarısı kaliteli ve uygun fiyatlı internete erişememektedir. 32. Teknolojik ilerlemenin etkileri, ülkelerin küresel tedarik zincirlerindeki konumuna bağlı olarak eşitsizdir ve yetersiz teknoloji transferi birçok ülkeyi geride bırakarak yoksulluğu derinleştirmektedir. Birçok ülkedeki, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki sendikalar, yeni teknolojinin tanıtımı konusunda etkili bir şekilde müzakere etme olanaklarından ve kaynaklarından da yoksundur. 33. Veri üretimi, özellikle makine öğreniminin veya“yapay zekanın” hızlanmasıyla birlikte, internet çağında teknolojik 5 FES BRIEFING ilerlemenin merkezinde yer almaktadır. Oluşturulan ve işlenen verilerin hacmi katlanarak artıyor ve sosyal ve ekonomik sonuçları belirleyen bu verilerin mülkiyeti ve kontrolüdür. Tarihsel olarak, teknik ilerleme net bir istihdam yaratıcısı olmuştur ve insanlığa büyük fayda sağlamıştır; bunun gelecekte de böyle kalmasını sağlamak, verilerin kontrolünü, mahremiyet hakkını, örgütlenme ve toplu pazarlık haklarını ve yaşam boyu öğrenmeyi yöneten kurallara bağlıdır. 34. Teknolojinin tanıtılmasının sendikalarla müzakere edildiği yerlerde, yalnızca işçilerin çıkarları korunmakla kalmaz, aynı zamanda teknolojinin daha verimli ve etkili bir şekilde kullanılması da sağlanır. Teknolojik değişimin ortak yarara hizmet etmesi için hükümetler, herkesin teknolojiye erişimini sağlayan ve hızla değişen bir dünyada temel ILO standartlarını ve uluslararası kabul görmüş diğer insan haklarını güçlendiren düzenleyici çerçeveler tasarlamalı ve uygulamalıdır. İnsanlar, kendi bedenleri üzerinde kontrol hakkına sahip olmaları gerektiği gibi, kendileri hakkındaki verilere sahip olma ve kontrol etme hakkına da sahip olmalıdır. Bunun merkezinde, kişilerin özel verileri, devlet kayıtları için yasal olarak gerekli olan resmi veriler ve insanların başkalarıyla paylaşmayı tercih ettiği veriler arasındaki ayrım yer alır. 35. Teknoloji, çalışanlar için olumlu ve olumsuz etkileri olan uzaktan ve ev tabanlı çalışmayı da kolaylaştırdı. Pandemi ortaya çıktığından beri artık çok daha fazla işçi evden çalışıyor ve bazıları için ev eksenli çalışmanın kalıcı olması muhtemeldir. Çoğu durumda, kalıcı uzaktan çalışma, işverenler tarafından müzakere ve hatta istişare olmaksızın dayatılmaktadır. Gittikçe daha fazla sayıda işçi, evde çalışma ortamında son derece müdahaleci ve yaygın işveren gözetimine maruz kalıyor ve insana yakışır bir iş/yaşam dengesi sağlamak birçokları için zor hatta imkânsız hale geliyor. Dijital teknoloji aynı zamanda dış kaynak kullanımını ve taşeronluğu artırmak için haklara, iş güvenliğine ve ücretlere zarar verecek şekilde kullanılıyor. 36. Adil Geçiş ve işçiler için teknolojik değişimin bozulmasını yönetmede dijital haklar bugün önemlidir ve önemi daha da artacaktır. ILO’nun temel standartlarına dayanan ve bu standartların uygulanmasıyla desteklenen dijital haklar, istihdamın desteklenmesi, teknolojiye erişim ve teknoloji kullanımında cinsiyet eşitsizliğinin üstesinden gelinmesi, çalışanların sağlık ve güvenliğinin sağlanması ve insana yakışır bir iş/yaşam dengesinin garanti altına alınması için hayati önem taşımaktadır. 37. Devlet hizmetlerinin dijital yollarla sağlanmasının artmasıyla birlikte, dijital teknolojiye erişim eksikliği, özellikle kayıt dışı ekonomideki birçok kişiyi hayati devlet hizmetlerine ve desteğine erişimden mahrum bırakmaktadır. 38. Araştırma, eğitim ve araştırmaya dayalı yenilik, sürdürülebilir toplumları geliştirmek ve sürdürmek için ön koşullardır. Araştırma, akademik özgürlük ve bilgiye güven, demokrasinin temelleridir. 39. Kongre: i. Hükümetlerin teknolojiyi, verileri ve istihdam ve işçi dostu algoritmaların dağıtımını yöneten ve mahremiyeti ve insanların kendi verileri üzerinde kontrol ve sahipliğini sağlayan politika ve düzenlemeleri uygulamasını talep eder, ii. Hükümetleri ve uluslararası kurumları küresel dijital uçurumu kapatmaya, internet bağlantısını bir insan hakkı olarak tüm dünya insanlarına getirmeye ve herkes için teknolojiye erişimi sağlamaya çağırıyor, iii. Hükümetleri ve uluslararası kurumları, kamu hizmetlerine erişimin iyileştirilmesi de dahil olmak üzere koruyucu dijitalleşme politikaları ve stratejilerini uygulamaya koymaya çağırır, iv. Hükümetlerin, hükümetlerin dijital ekonomiyi düzenleme yeteneğini sınırlayan hükümler içeren ticaret anlaşmalarını onaylamaması gerektiğini beyan eder, v. Adil rekabeti sağlamak ve tekel gücüne son vermek için büyük teknoloji tekellerinin parçalanmasını talep eder, vi. Teknoloji şirketlerinin kâr elde ettikleri ülkede adil vergi paylarını ödemelerini sağlamak için vergi reformu çağrısında bulunuyor, vii. İşletmelerde yeni teknolojilerin tanıtılmasıyla ilgili olarak sendikalarla önceden müzakereler yapılmasını gerektiren ulusal ve uluslararası çerçeveler için çağrıda bulunur, viii. Hükümetlerin, işçilerin bağımsız yükleniciler olarak yanlış sınıflandırılmasını sona erdirmek ve platformdaki ve diğer dijital aracılı ve teknolojiyle ilgili işletmelerdeki çalışanların tam örgütlenme ve toplu pazarlık haklarına sahip olmalarını sağlamak için işgücü piyasasını düzenlemesinde ısrar eder, ix. Ayrıca hükümetlerin, serbest çalışan işçilerin toplu olarak işleri için adil ücretler oluşturmasını ve pazarlık yapmasını engelleyen rekabet kurallarını geri çekmesi konusunda ısrar eder, x. Düzenleyici çerçevelerin toplu pazarlığın teşviki de dahil olmak üzere uzaktan çalışanlar için insana yakışır çalışma koşulları sağlamasını ve çalıştıkları her yerde işçilerin müdahaleci gözetimini yasaklamasını talep eder, xi. Yalan, nefret söylemi ve dezenformasyonun yayılmasından kazanç sağlayan şirketlerin durdurulması ve hesap sorulması için güçlü ve acil eylem çağrısında bulunur, xii. Hükümetleri ve işletmeleri, sıfır karbon sıfır yoksulluk dünyasına katkıda bulunan, insana yakışır, sürdürülebilir işler yaratmak için yeni teknolojinin potansiyelini her ülkede en üst düzeye çıkarmaya teşvik eder, xiii. İyi işleyen bir topluma katkıda bulunan tüm roller için bir temel olarak herkes için kaliteli kamusal eğitim hakkının uygulanmasını ve hem işe hazırlanırken hem iş ararken hem de işteyken bilgi, yetenek ve teknik becerileri geliştirmek için ücretsiz yaşam boyu öğrenme sistemlerinin uygulamaya konulması çağrısında bulunur, xiv. Yaşam boyu öğrenmenin, akademik özgürlüğün yanı sıra öğretmenler ve eğitmenler için insana yakışır iş 6 FES BRIEFING ve uygun olanaklarla birlikte her düzeyde eğitime yatırım gerektirdiğini kabul eder, xv. Devletlerin dijital operatörlerin sosyal ve mali uygulamalarını düzenlemesini engelleyebilecek her türlü uluslararası dijital ticaretin serbestleştirilmesine karşı çıkar, xvi. Hükümetlerin, küresel tedarik zincirleri de dahil olmak üzere, dijital olarak aracılık edilen işlerin kayıt dışılık üzerindeki etkilerini ele almaları konusunda ısrar eder. 40. Birleşen bu üç küresel eğilim bugün insanlığa yönelik güçlü tehdittir ve küresel sendikal hareketin bunlara tepkisi kritik derecede önemlidir. Yeni Sosyal Sözleşme çağrısı ivme kazanırken, ancak zamana direnebilirse ve gerileyen siyasi güçlerin ve şirket gücünün kaçınılmaz muhalefeti karşısında dirençli olursa kalıcı bir etki yaratabilir. Sosyal ve ekonomik ilerlemeyi ölçmek ve hükümetleri sorumlu tutmak için yeni yollarla inşa edilmelidir. En önemlisi, ancak emekçilerin taleplerine dayandırılırsa meşru olabilir. YENİ TOPLUMSAL SÖZLEŞME 41. Kongre, Yeni Sosyal Sözleşmenin altı işçi talebi üzerine kurulması çağrısında bulunur: i. İstihdam ii. Haklar iii. Ücretler iv. Sosyal Koruma v. Eşitlik vi. Kapsayıcılık İSTİHDAM 42. Covid-19 pandemisinin etkileri dünya çapında 250 milyondan fazla işi yok etti ve birçok ülkede eksik istihdamı arttırdı. Salgın öncesinde bile hükümetler, merkezi bir politika hedefi olarak tam istihdama çok az özen gösteriyorlardı. Tam istihdama ulaşmak için 575 milyon yeni iş yaratılması gerekiyor. Cinsiyete dayalı iş açığını kapatmak için bu işlerin çoğunun kadınlar tarafından doldurulması gerekecek. Giderek artan bir şekilde, mevcut işler daha güvencesiz hale geliyor ve insana yakışır yaşam standartları sağlayamıyor. Birçoğu, bulundukları yerde genellikle yetersiz olan resmi asgari ücret seviyelerini bile karşılamıyor. Özellikle gençler, yüksek düzeyde genç işsizliği, güvencesiz istihdam düzenlemelerinin yaygınlığı ve hatta herhangi bir iş sözleşmesinin yokluğu ile ağır bir şekilde etkilenmiştir. için sosyal diyalog yoluyla sendikalarla ilişki kurmalıdır. Sağlık ve bakımda kamu sektörü öncülüğünde yapılan yatırımlara ve hem net sıfır karbona hem de iklim direncine katkıda bulunan altyapıya özel bir odaklanılmalıdır. 44. Küresel olarak, kadınlar için istihdam kayıpları%5, erkekler için ise%3,9’dur. Salgının ilk 18 ayında işini kaybeden kadınların%90’ı işgücünden ayrıldı, bu da kadınların potansiyel olarak istihdamdan dışlanması anlamına geliyor. İş planları, özellikle kadınlar ve gençler için iş yaratmaya odaklanarak bu cinsiyet dengesizliğini düzeltmelidir. 45. Salgın, sağlık ve bakıma yetersiz yatırım yapılmasının, bakım tesislerinin savunmasız kişilere yeterli bakımı sağlayamamasının ve hastanelerin ve halk sağlığı sistemlerinin vaka selini yönetme kapasitesinden yoksun olmasının sonuçlarını acımasızca ortaya çıkardı. Aynı zamanda, özel hizmet sağlayıcıların evrensel kapsama ve genellikle kaliteli bakım pahasına kâr elde etmesiyle, bu hayati hizmetlerin özelleştirilmesinin etkisini de ortaya koydu. Ayrıca, özelleştirme ve yeterli finansman eksikliği nedeniyle zaten zayıflamış olan sağlık tesisleri ve mobil bakım sistemleri üzerindeki baskı, diğer ciddi sağlık sorunlarının tedavisinde büyük bir açığa neden oldu ve sağlık hizmeti alamamış olanlar için ciddi sonuçlar doğurdu. 46. Hem kamu hem de özel sektörde istihdam ve insana yakışır ve güvenli işlerin yaratılmasına yönelik kamu yatırımları, daha fazla ekonomik büyüme ve daha fazla iş yaratır. Düzenleyici ve mali önlemler, eğitim ve öğretime yatırım ve aktif işgücü piyasası politikalarının bir kombinasyonu, tutarlı ve etkili bir iş planının temel bileşenleridir. Ayrıca sendikaların öncülüğünde sosyal diyalog yoluyla sosyal korumayla işlerin elde tutulmasına yönelik çabalar, krizin olumsuz etkilerinin azaltılmasına katkıda bulunmuştur. Bununla birlikte, endüstri politikası kamusal tartışmalarda merkez sahneye geri dönüyor ve ulusal iş planları ve gelişimi için bir temel sağlamalı. 47. Tam istihdama ulaşmak, en yeni teknolojiden yararlanarak istihdam yaratan makro-ekonomik politikalar için uluslararası finans kuruluşlarından destek ve teşviklerle hükümetler için mali alan gerektirir. 48. Kooperatifler ve diğer karşılıklı teşebbüsler aracılığıyla sosyal ve dayanışma ekonomisinin istihdam yaratılmasına ve sürdürülmesine katkısı, kalkınmalarını destekleyen politikalar ve programlar aracılığıyla da teşvik edilmelidir. 43. Ayrıca 2 milyar kadar işçi kayıt dışı istihdamda mahsur kalmıştır. Bu işleri resmileştirmek, uluslararası kuruluşların, özellikle de ILO’nun desteğiyle, hükümetlerin temel bir hedefi olmalıdır. Uluslararası finans kurumlarının reformu hem istihdam yaratma hem de kayıt altına alma koşullarını yaratmak için çok önemlidir. İşçi dostu bir ticaret sisteminin oluşturulması ve yerel sanayi politikası girişimleri için uluslararası destek de dahil olmak üzere sanayi politikasının tasarlanması ve sunulmasıdır. Bu hedefleri gerçekleştirmek için hükümetler, Adil Geçiş ile iklim dostu işler için ulusal iş planları geliştirmek ve bunların uygulanmasını izlemek ve sağlamak 49. Bazı hükümetler insana yakışır işlerin elde tutulması ve yaratılması konusunda iyi performans göstermiştir ve bu deneyimlerden çıkarılan derslerin başka yerlerde analiz edilmesi ve uygulanması gerekmektedir. 50. Kongre: i. Pandeminin ilk etkilerinden ve diğer küresel krizlerden kurtulmak ve gelecek için ihtiyaç duyulan dayanıklılık ve sürdürülebilirlik için insana yakışır ve güvenli işlerin yaratılmasının şart olduğunu beyan eder, 7 FES BRIEFING ii. Tam istihdamın tüm hükümetler için temel bir politika hedefi olması ve DTÖ gibi uluslararası finans kurumlarının ve diğer kurumların, özellikle kadınlar ve gençler için iş yaratmaya öncelikli destek verme çağrısında bulunur, iii. ILO’nun 204 sayılı Tavsiye Kararının önemini kabul ederek, 2030 yılına kadar tüm kayıt dışı işlerin en az yarısının kayıt altına alınmasıyla birlikte tam istihdama ulaşmak için 575 milyon iş yaratılması hedefini belirler, iv. Tüm hükümetleri, sendikalarla istişare içinde, sağlık, bakım ve iklim alanlarında kamu sektörü öncülüğünde yapılan yatırımlara öncelik vererek, Adil Geçiş ile iklim dostu altyapı ve uygun sosyal koruma ile iş tutma önlemleri dahil istihdam yaratılmasını sağlayan kurtarma planlarının bir parçası olarak ulusal iş planları oluşturmaya ve uygulamaya çağırıyor, v. Hükümetlere, teknoloji transferinin önündeki engellerin kaldırılması ve teşviklerin sağlanması da dahil olmak üzere, istihdam yoğun iklim eylemi için yeni teknolojilerin kullanımını en üst düzeye çıkarmak için uluslararası kurumların desteğiyle çağrıda bulunur, vi. İş yaratma stratejilerinin bir parçası olarak kayıt dışı çalışmanın insana yakışır işlere dönüştürülmesini desteklemek için ortak eylem ihtiyacını vurgular, vii. Herkes için kapsayıcı, eşitlikçi ve kaliteli eğitim için SDG4’ü gerçekleştirmek ve herkes için yaşam boyu öğrenme olanaklarını teşvik etmek amacıyla eğitim ve öğretime yeterli yatırımın gerekli olduğu konusunda ısrar eder, viii. Hükümetleri toplu pazarlığı temel bir hak ve paylaşılan sorumluluk ve refah ve güven için etkili bir araç olarak tanımaya ve geliştirmeye çağırır, ix. Borçların hafifletilmesi ile çok taraflı işbirliği ve ilgili olduğu durumlarda borçların ortadan kaldırılması, yatırım ve ülkelerin istihdam yaratmaya yatırım yapmalarını sağlamak için vergilendirme konusunda işbirliği çağrısında bulunur. HAKLAR 51. Dünyanın dört bir yanında temel haklara yönelik saldırılar, demokrasiyi ve hesap verebilirliği aşındırıyor, bölünmeyi ve popülizmi körüklüyor ve toplumların temellerini zayıflatıyor. Diktatörler cezasız hareket edebilirken, otokratik eğilimler demokrasilerde bile sürekli bir tehdit oluşturuyor. Hükümetler ekonomik, sosyal ve çevresel konularda halkın muhalefetini bastırmaya çalıştıkça, demokratik ülkelerde diktatörlüklerde kullanılanlara benzer önlemler kullanılmaktadır. Sendikal örgütlenme ve dayanışmanın kolektif gücü, özellikle hükümetlerin tüm insan haklarını koruma ve bu haklara saygı gösterilmesini sağlama konusundaki birincil yükümlülüklerini yerine getirmediği durumlarda, bu eğilimlere karşı en güçlü karşı güçtür. 52. Bu nedenle ITUC’un temel önceliği, temel insan hakları olarak işçi haklarının savunulması ve geliştirilmesidir. 53. ITUC Küresel Haklar Endeksi, işçilerin örgütlenme ve toplu pazarlık haklarının on yıl boyunca erozyona uğradığını ve bunun aynı zamanda ifade ve toplanma özgürlüğü üzerindeki artan kısıtlamalarla da bağlantılı olduğunu izlemiştir. Temel uluslararası çalışma standartlarının saldırı altında olduğu yerlerde, yaşam standartları ve çalışma koşulları zarar görmektedir. İnsanların işyerindeki güç dengesini değiştirmek için örgütlenmelerinin engellendiği durumlarda, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi diğer haklar çok daha savunmasız hale gelir. Belarus, Esvatini, Hong Kong, İran ve Myanmar gibi otokratik ve totaliter rejimlere sahip ülkelerde ve Bangladeş, Hindistan, Kolombiya, Guatemala, Haiti Filistin, Filipinler, Batı Sahra, Türkiye ve Zimbabve gibi hak ihlallerinin şiddetli olduğu diğer yerlerde işçileri desteklemek için ITUC’un uluslararası sendikal eylemi seferber etmesi, oradaki işçiler için hayati bir dayanışma kaynağı olmuştur. 54. İhlallere hızlı uluslararası müdahale hayati dayanışma sağladı ve kampanya ve savunuculuk dahil kapsamlı eylemler, hakların topluca baskı altına alındığı, siyasi baskının ve işçilerin saldırı ve şiddete maruz kaldığı ülkelerde işçileri destekledi. Küresel Haklar Endeksi, özellikle risk altındaki ülkelerde hedeflenen eylem için temel sağlamada çok önemli bir rol üstlenmektedir. 55. İşçiler, işverenlerin ILO’nun grev hakkına meydan okuma girişimlerine karşı direniyor, yine de bu en temel hak birçok ülkede aşınıyor. Grev hakkı olmaksızın, işçiler kendilerini ve iş arkadaşlarını sömürüden koruma, yaşam standartlarını yükseltme, çalışma koşullarını iyileştirme ve hatta zulme ve baskıya karşı çıkma olanağından yoksun kalıyor. Bu duruma giderek artan bir şekilde, işçilerin konuşma ve toplanma özgürlüğü haklarına yönelik saldırılar eşlik ediyor. 56. İşverenlerin ILO standartlarını ve denetim sistemini zayıflatma girişimleri grev hakkıyla sınırlı kalmamıştır. İş sağlığı ve güvenliğini temel bir işçi hakkı olarak kabul edilmesine karşı olmaları ve ILO’nun tedarik zincirlerine katılımını ve sorumluluklara gerekli özeni göstermeyi engelleme çabaları, yeni ILO standartlarının belirlenmesine karşı dirençleriyle birlikte sadece iki örnektir. Uluslararası çalışma standartlarının onaylanmasını ve bunlara saygı gösterilmesini sağlayan güçlü ve yetkili bir ILO, işçi haklarının ve dolayısıyla Yeni Sosyal Sözleşmenin gerçekleştirilmesinin merkezinde yer almaktadır. 57. ILO standartları, işverenler ve sendikaları aracılığıyla, işçiler arasındaki yapıcı ilişkilerin temelidir. İşverenlerin gerçek bir sosyal diyalog, toplu pazarlık ve örgütlenme hakkı taahhüt ettiği durumlarda, sendikalar onlarla müzakere ve pazarlık yapacaktır. İşverenlerin bu hakları ihlal ettiği durumlarda sendikalar onlara karşı çıkacak ve ITUC onların savunmasında uluslararası dayanışma ve kaldıraç işlevi sağlayacaktır. Ayrıca ILO standartlarının etkin bir şekilde izlenmesi ve uygulanması, ulusal ve uluslararası düzeyde bir öncelik olmalıdır. 58. Diğer temel çalışma standartlarına ilişkin olarak da büyük eksiklikler devam etmektedir. ILO Zorla Çalıştırma Protokolü şu anda yürürlükte olmasına ve 50’den fazla ülke tarafından onaylanmasına rağmen, zorla çalıştırma koşullarında çalışan en az 26 milyon insan bulunmaktadır. Ve çocuk 8 FES BRIEFING işçiliği konusundaki ilerleme son yıllarda durdu, 182 Sayılı Sözleşmenin evrensel olarak onaylanmasına ve 138’in neredeyse evrensel olarak onaylanmasına rağmen yaklaşık 160 milyon çocuk hala çalışmaktadır. Ayrıca dünyanın dört bir yanındaki insanlar cinsiyetleri, ırkları veya etnik kökenleri ve diğer gerekçelerle ayrımcılığa maruz kalmaya devam ediyor. Çoğu ülkede, kadınlar için eşit ücret, mevcut gidişatta onlarca yıl uzaktadır. Tüm bu cephelerdeki durum pandemi sırasında daha da kötüleşti. 59. İşçilerin ve diğer insan haklarının birincil sorumluluğu hükümete ait olsa da, çok uluslu şirketlerde tedarik zinciri uyumunun sağlanmasında önemli ilerleme kaydedilmiş ve birçok ülke sendikaların ve müttefiklerinin taleplerine yanıt olarak mevzuat kabul etmiştir. Daha fazlasının yapılması gerekiyor. Şirketler, tüm tedarik zincirlerinden sorumlu tutulmalı ve kendileri veya tedarikçileri veya diğer iş ortakları hakları ihlal eden ticari faaliyetlerde bulunduklarında hesap vermelidir. BM İnsan Hakları ve İş Dünyası Antlaşması’na yönelik müzakereler devam ederken, kurumsal hesap verebilirliğin sağlanması için mevcut ve etkili tüm ulusal ve uluslararası mekanizmaların kullanılması gerekmektedir. Ve ILO, küresel tedarik zincirlerindeki standartları ve yönetişim boşluklarını ele almak için yeni bir Sözleşme kabul etmelidir. 60. Mevcut iş modeli, ILO Sözleşmeleri 87 ve 98’e uygun yapıcı endüstriyel ilişkiler sistemleri, insana yakışır iş, sosyal koruma ve misilleme korkusu olmayan istikrarlı bir siyasi iklim ile değiştirilmelidir. Sosyal diyalog ve toplu sözleşmeler, sosyal adaleti teşvik etmek ve kapsayıcı sosyal ve ekonomik ilerleme sağlamak için rakipsiz bir yöntem sağlar. Yüksek sendikal ve toplu pazarlık yoğunluğu ve sağlam sosyal diyalog bir ekonomik güç kaynağıdır ve aynı zamanda ekonomik belirsizlik zamanlarında tampon sağlama kapasitesine sahiptir. 61. Ulusal düzeyde, iş teftişi uygun şekilde bütçelendirilmeli ve ILO standartları da dahil olmak üzere iş kanununun mahkemeler veya mahkemeler aracılığıyla uygulanmasına yönelik sistemler, etkili koruma sağlamak için yetki ve kaynaklara sahip olmalıdır. 62. İşçi haklarının inkârının temelinde şirketlerin giderek artan gücü ve hükümetler üzerindeki hâkimiyeti yatmaktadır. Vergi sistemlerinin kendi lehlerine ve insanların çıkarlarına aykırı çalışmasını sağladılar. Her yıl 500 milyar ABD dolarından fazla kurumlar vergisi geliri, zengin bireylerden elde edilen 200 milyar ABD doları gelirle birlikte vergi cennetlerinde kaybedilmektedir. Pek çok yerde şirketler, karbon emisyonları da dahil olmak üzere, hak ihlalleri ve çevresel tahribat için hala cezasızlıktan yararlanıyor. Birleşmeler ve satın almalar yoluyla şirket gücünün konsolidasyonu, rekabetin ortadan kaldırılması, makul ücretlerin ve çalışma koşullarının bastırılması ve teknolojinin ele geçirilmesi, birkaç kişinin sınırsız gücü kullanmasını sağlayarak ve kontrol parçalanması ya da demokratik mülkiyet altına alınması gereken tekeller yaratmıştır. Dünyanın en büyük on şirketi 2021’de 360 ​m​ ilyar ABD doları civarında birleşik kâr açıkladı. Teknoloji tekellerinin dağılması, gelişmekte olan ve yükselen ülkelerin teknoloji ve ona dayanan endüstrilerde yerlerini almalarını sağlamalıdır. 63. İstihdam durumunu reddetmek için“platform iş” modellerinin kullanımı artmaktadır. Sadece tanınmış kurye şirketlerinde değil, tedarik zincirleri de dahil olmak üzere diğer birçok sektörde kayıt dışılığı artırmakta ve işçi haklarını tehdit etmektedir. 64. Şirketler küresel ekonominin kurallarını yazmıştır. Hükümetlerin, insanların çıkarları için sendikalarla diyalog içinde kuralları yeniden yazmasının ve gezegeni çevresel yıkımdan kurtarmasının zamanı geldi. 65. Kongre: i. Demokrasi ve kendi kaderini tayin hakkı için sarsılmaz destek ve diktatörlük ve otokrasiye karşı mücadelede işçileri ve sendikalarını desteklemek için uluslararası düzeyde seferberlik sözü verir, ii. Hükümetlerin ILO yükümlülüklerini yerine getirerek uluslararası çalışma standartları ve işçi hakları konusunda saygı gösterilmesini sağlamasını talep eder, iii. ILO standartlarını ve ILO denetim sistemini tam olarak kullanma çabalarında sendikaları desteklemeyi taahhüt eder, iv. Örgütlenme özgürlüğünün ve toplu pazarlığın merkezi önemini yeniden teyit eder ve bu etkinleştirici hakların etkin bir şekilde tanınması için kampanya yürütmeyi ve her yerde kabul edilemez kısıtlamalara son vermeyi taahhüt eder, v. Tüm işçiler için grev hakkını savunmaya devam etmeye karar verir, vi. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün hayati rolünü, benzersiz üçlü yönetimini ve standartlar belirlemesini ve denetlemesini ve uluslararası sistem içinde ekonomik, istihdam ve sosyal konularda liderliğini kabul eder, vii. İnsan haklarının ifade ve toplanma özgürlüğü ile protesto hakkının sendikalar ve işçi haklarını ve çıkarlarını destekleme ve savunma kapasiteleri için merkezi bir öneme sahip olduğunu kabul eder, viii. Her işyerinin güvenli ve sağlıklı olması için çalışmayı ve her yerde yönetim ve sendikaların yer aldığı güvenlik komitelerinin kurulmasını taahhüt eder, ix. ILO Yüzüncü Yıl Bildirgesi’nde yer alan İş Güvenliği Tabanının evrensel olarak uygulanması çağrısında bulunur, x. Tüm hükümetleri, asgari olarak BM İş ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri ile uyumlu olarak, küresel olarak tedarik zincirlerinde durum tespiti yapmaya ve çok uluslu şirketler için OECD Kılavuz İlkeleri ile birlikte bölgesel ve uluslararası kuruluşları bunu desteklemeye çağırır, xi. ITUC’u, diğer uluslararası kuruluşlarla yapıcı endüstriyel ilişkiler kavramını teşvik etmek için ILO ile birlikte çalışmayı ve şirketlerin insan ve işçi haklarına saygı duymasını ve ihlallere uygun şekilde yanıt vermesini sağlamak için gerekli özeni göstermek ve bağlayıcı düzenlemeler aramak için Küresel Sendika Federasyonları’yla birlikte çalışmayı taahhüt eder, xii. ITUC’u ulusal örgütleri işverenler ve örgütleriyle aktif 9 FES BRIEFING bir şekilde diyaloga girmeye ve bu tür çabaları desteklemeye teşvik etmeye çağırır, xiii. Güçlü bir BM İş ve İnsan Hakları Anlaşmasının sonuçlandırılmasını ve bunun evrensel olarak onaylanmasını ve uygulanmasını ve ayrıca tedarik zincirlerine ilişkin bir ILO Sözleşmesini gerçekleştirmeyi taahhüt eder, xiv. Tüm uluslararası ticaret anlaşmalarına, çalışma standartlarının ve insan haklarının; devletlerin kamu yararına yasa çıkarma haklarının; kamu hizmetlerinin ve işçi haklarının korunması için uygulanabilir mekanizmalar içermesi çağrısında bulunur, xv. Uluslararası düzeyde asgari bir kurumlar vergisi oranı sağlamak, kamu ihalelerine erişimin engellenmesi ve vergi kaçıran şirketler için sübvansiyonların geri çekilmesi dahil olmak üzere vergi kaçakçılığına son verilmesi; ve yatırım ve istihdam yaratılmasını sağlamak için vergi cennetlerinde tutulan fonların ülkelerine geri gönderilmesi için acil ve kapsamlı eylem talep eder, xvi. Çatışmalardan, gıda, yakıt ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin kıtlığından çıkar sağlayan şirketleri kınıyor ve onlara beklenmedik vergiler getirilmesini talep eder, xvii. ITUC’un üretken yatırımları ve istihdam yaratılmasını destekleyen dengeli ve adil uluslararası ticaret anlaşmalarına olan bağlılığını yeniden teyit eder, xviii. Hükümetlerin, platform işleriyle ilgili olanlar da dahil olmak üzere, istihdam ilişkisini reddeden düzenleyici boşlukları kapatmasında ısrar eder, xix. Göçmen işçilerin haklarını yeniden teyit eder, güvenli, düzenli ve düzenli göçün önemi ve ikili ve çok taraflı anlaşmalarda uluslararası çalışma ve diğer insan hakları standartlarının uygulanması ısrar eder, xx. Amazon gibi özel şirketler tarafından tekel gücünün birikmesini ve mevcut tekellerin parçalanmasını veya kamu mülkiyetine geçirilmesini önleyen rekabet ve antitröst yasaları çağrısında bulunur, xxi. Demokrasiyi baltalamak ve nefret söylemi ve dezenformasyonu çoğaltmak için kullanılan sosyal medya ve benzeri platformların durdurulması için harekete geçilmesini talep eder, xxii. Bağlı kuruluşların siyasi tartışmalara ve seçimlere katılımına destek sözü verir, xxiii. Filistin’in İsrail tarafından devam eden işgalini kınıyor ve Kopenhag’daki 4. ITUC Dünya Kongresi’nde kabul edilen politikayı, ilgili BM Güvenlik Konseyi Kararları doğrultusunda iki devletli bir çözüm lehine yeniden teyit ediyor, xxiv. Afganistan, Beyaz Rusya, Esvatini, Hong Kong, Myanmar’da ve gücün güç kullanılarak veya hukukun üstünlüğünün kötüye kullanılması yoluyla ele geçirildiği veya elde tutulduğu her yerde iktidarın ele geçirilmesini ve hakların toptan baskı altına alınmasını kınar, xxv. 4. ITUC Dünya Kongresi’nin Batı Sahra’daki Sahravi halkının çektiği acıları kınayan tutumunu yeniden teyit eder ve ilgili tüm tarafları BM’nin himayesinde adil ve kalıcı bir çözüm aramaya çağırır, bütün halklar için kendi kaderini tayin hakkına kararlılıkla destek sözü verir. ÜCRETLER 66. Küresel işgücü geliri payı uzun yıllardır düşmektedir ve en çok da düşük gelirli işçiler için düşmektedir. Küresel gelirin sermayeye giden payı artmaya devam ediyor. Bu arada, gelir eşitsizliği hızla artıyor. Covid-19 pandemisinden önce bile, çok sayıda işçi insana yakışır bir yaşam sürdürecek kadar kazanmıyordu. 2020 ITUC Küresel Anketi, insanların%42’sinin hane gelirlerinin yaşam maliyetinin gerisinde kaldığını ortaya koydu. Emek verimliliği on yıllardır istikrarlı bir şekilde artarken, ücretler daha da geriliyor. Küresel cinsiyetler arası ücret farkı%20’nin üzerinde kalmaya devam ediyor. 67. Toplu iş sözleşmelerinin kapsadığı dünya işgücünün toplam yüzdesi de düşmektedir ve bu, işgücü gelir payının azalmasının önemli bir itici gücüdür. 2021 ITUC Küresel Haklar Endeksi, ülkelerin%79’unda toplu pazarlık haklarının ihlal edildiğini tespit etti. Geçici veya sabit süreli sözleşmelerin kötüye kullanılması da dahil olmak üzere işgücü piyasasının“esnekleştirilmesi”, güvencesizliği artırmanın ve işçi haklarını baltalamanın yanı sıra ücretleri de aşağı çekti. Bu eğilimler kadınları orantısız bir şekilde etkiliyor ve işlerine sürekli ve sistematik olarak değer verilmemesi, cinsiyetler arası ücret farkının önemli bir faktörüdür. 68. En yüksek ortalama ücret ve yaşam kalitesine sahip ülkeler ile en iyi performans gösteren ekonomilerin aynı zamanda en yüksek toplu pazarlık yoğunluğuna sahip ülkeler olması tesadüfi değildir. Son yıllarda dünya çapında toplu pazarlık kapsamında sürekli bir düşüş görülürken, zenginler daha da fazla servet biriktirirken, az sayıda insan kirli servetler biriktiriyor. Toplu pazarlık, servetin yeniden dağıtılmasının merkezinde yer alır ve pratikte her zaman en önemli unsur ve etkili araç olacaktır. Her işçinin bir sendikaya üye olma ve toplu pazarlık hakkına sahip olmasını sağlamak, yaşam standartlarını yeniden inşa etmek için çok önemlidir, özellikle de pandeminin yaşam standartları üzerindeki yıkıcı etkileri ve dünyanın dört bir yanındaki savaş nedeniyle gıda enerjisi ve diğer emtia fiyatlarındaki artışlar dikkate alındığında. 69. Daha geniş toplu pazarlık kapsamına sahip ülkeler, asgari ücretlerin toplu pazarlık yoluyla belirlenmediği durumlarda bile en yüksek asgari ücrete sahip olma eğilimindedir. Bununla birlikte, bir bütün olarak dünya genelinde, asgari ücret seviyeleri, çalışan insanların insana yakışır bir yaşam sürdürebilmesi için çok düşüktür. 2020 ITUC Küresel Anketi’ndeki kişilerin%76’sı ülkelerindeki asgari ücretin yetersiz olduğunu söyledi. ILO’ya göre, yaklaşık 327 milyon işçi veya dünyadaki işgücünün%19’u asgari ücrete bağlı olmakta ve birçoğu için asgari ücret, yaşanabilir bir asgari ücret değildir. Kadınlar yetersiz asgari ücretten orantısız bir şekilde etkileniyor ve birçok genç için asgari“gençlik ücreti oranları”, işgücü piyasasına girmenin tek yolu olmaktadır. 70. Saat bazında ücret alan birçok yarı zamanlı ve yevmiyeli işçi için büyüyen bir sorun, makul bir gelir elde etmek için yeterli çalışma saatlerinin olmaması ve gelirleri için platform işlerine bağımlı olanların sıklıkla görev başına veya saat başına düşük oranları telafi etmek için aşırı saatlerce çalışmak zorunda kalmasıdır. 10 FES BRIEFING 71. İşgücü gelir payındaki düşüşü tersine çevirmek ve tüm işçilere yeterli, beceri, eğitim ve sorumlulukları doğrultusunda ücret almalarını sağlamak, sosyal sözleşme için temel öneme sahiptir. Dünyanın dört bir yanındaki sendikalar ücret adaleti için kampanya yürütüyor ve bu mücadeleleri desteklemek için uluslararası dayanışma hayati önem taşıyor. 72. Kongre: i. Yerel ve küresel tedarik zincirleri de dahil olmak üzere ücret adaletine ulaşmak için sendikal örgütlenme, toplu pazarlık ve sosyal diyaloğun temel önemini kabul eder, ii. ILO Yüzüncü Yıl Bildirgesi’nde belirtildiği ve Philadelphia Bildirgesi’nde de taahhüt edildiği gibi, yasal süreçler veya toplu pazarlık yoluyla belirlenen asgari geçim ücretinin temel önemini hatırlatır, iii. Hükümetlerin 98 Sayılı ILO Sözleşmesi uyarınca toplu pazarlık hakkını teşvik etme ve uygulama yükümlülüklerini yerine getirmelerini talep eder, iv. Cinsiyetler arası ücret farkını kapatmak ve kadınların, göçmenlerin, yerli halkların ve diğer marjinal grupların işlerini küçümseyen düşük ücretli işlere bölünmesine son vermek için mücadele etmeyi taahhüt eder, v. Genç işçiler için sömürücü asgari ücretin altında ücret oranlarının dayatılmasını ve ücretsiz stajların gayri meşru kullanımını reddeder, vi. Hükümetleri, işverenlerin gizli istihdam ilişkilerini kullanmasını ve güvencesiz istihdam düzenlemelerinin ücretleri baskı altına almak ve toplu sözleşmeyi baltalamak için kötüye kullanmasını durdurmaya çağırır, vii. Kayıt dışı çalışanlar, ev eksenli çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar ve ev işçileri dahil olmak üzere tüm işçiler için asgari geçim ücreti talep eder; ve 177 ile 189 sayılı ILO sözleşmelerinin önemini hatırlatır, viii. ITUC Bölgesel Örgütleri ve Yapıları ile yakın işbirliği içinde, iş bulma ve daha iyi ücret alma kampanyalarına katılan üye kuruluşlara ITUC desteği ve sendikalara müzakere kapasitelerini güçlendirmeleri için yardım sözü verir. nı da gösterdiler. İhtiyaç duyulan ilk ve devam eden yatırım sürdürülebilirdir ve daha yüksek derecede eşitlik, sosyal ve ekonomik katılım sağlar ve halk sağlığı üzerinde büyük bir olumlu etkiye sahiptir. 75. Küresel GSYİH’nın sadece%0,25’i, düşük gelirli ülkeler için sosyal koruma açığını kapatacak ve servet vergileri, sermaye kazançları vergileri de dahil olmak üzere uluslararası vergi reformu, minimum kurumlar vergisi eşiği ile birlikte kurumlar vergisinden kaçınma ve finansal vergiler ve döviz işlemleri üzerindeki küresel kısıtlamayı kapatacak ve dünya nüfusunun dörtte üçünün yeterli sosyal korumadan dışlanmasının sona erdirilmesi için fazlasıyla yeterli kaynak sağlayacaktır. Ayrıca sosyal koruma, uluslararası finans kurumlarının programlarına uygun şekilde entegre edilmesinin yanı sıra, resmi kalkınma yardımından yeterli bir pay almalıdır. 76. Evrensel, yeterli ve işi olanların ve olmayanların ihtiyaçlarına cevap veren sosyal koruma sistemlerinin oluşturulması, sosyal korumayı başlatmak ve sürdürülebilir olmasını ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağlamak için sosyal diyaloga dayalı kapsayıcı bir süreç olmalıdır. Bu, kayıt dışı istihdamın kayıtlı istihdama dönüştürülmesinde çok önemlidir. Hükümetin merkezi rolü özellikle önemlidir ve örneğin Şili’de devlet emeklilik ve sosyal güvenlik planlarının özelleştirilmesinden kaynaklanan talihsiz deneyimler tekrarlanmamalıdır. 77. Bazı ülkelerde, yaşlanan nüfus ve işgücü ile birlikte demografik değişiklikler hem devlet tarafından yönetilen hem de mevcut oldukları yerlerde tamamlayıcı sistemler olmak üzere emeklilik sistemleri üzerinde baskı oluşturmaktadır. Aynı zamanda, genç işsizliği, nüfusun yaşlandığı ülkelerde bile büyüyen bir sorundur. Her işçi, makul bir emeklilik geliri onuruna sahip olmalıdır ve emeklilik sistemlerinin ekonomik temelini desteklemek için işgücüne yeni girenler için işler yaratmak da dahil olmak üzere, devlet istihdamı ve diğer sosyal politikalar, durumun böyle olmasını sağlamalıdır. Sosyal koruma nesiller arası dayanışma ile ele alınmalıdır. SOSYAL KORUMA 73. Dünya genelindeki işçilerin%75’i ya yetersiz sosyal korumaya kapsamında ya da hiçbir sosyal korumaya sahip değil, bu da yaşlılar, hastalar veya sakat kalanlar, özellikle aile sorumluluklarının yükünü omuzlayan kadınlar ve işsiz güvencesiz ve kayıt dışı çalışanlar için yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Sosyal korumanın olmaması, dünya çapında milyonlarca işçinin Covid’e yakalanma veya başkalarına bulaştırma riski altındayken bile çalışmak zorunda kalması anlamına geliyordu. Dünya ülkelerinin sadece yarısı pandemiye yanıt olarak geçici sosyal koruma önlemleri uygulamaya koydu ve bunların çoğu yetersiz ve süresi çok kısaydı. Güçlü sosyal korumaya sahip ülkeler pandemi sırasında daha başarılı oldular. 74. Evrensel korumayı finanse etmek için siyasi tercihler yapıldığında, paylaşılan servet için temel oluşturmuşlardır. Ayrıca sosyal korumanın ekonomiye net pozitif katkı sağladığı78. Kongre: i. ITUC’un, bütün gelir katmanları da dahil olmak üzere herkes için bir hak olarak yeterli sosyal korumayı sağlama taahhüdünü teyit eder ve ILO liderliğindeki hükümetleri ve uluslararası kurumları bunu gerçekleştirmeye çağırır, ii. En az varlıklı ülkeler için küresel bir sosyal koruma fonu kurulması çağrısında bulunur, iii. Kalkınma yardımlarının sosyal korumaya katkısının 2030 yılına kadar yardım fonlarının en az%7’sine ve 2030’dan sonra%14’e doğru ilerleme çağrısında bulunur, iv. Sosyal koruma planlarının oluşturulması ve uygulanmasında sosyal diyaloğun önemi üzerinde ısrar eder, v. Özellikle en az zengin ülkelerde, küresel asgari kurumlar vergisi oranı, finansal işlem vergileri, servet vergileri ve spekülasyonları durdurmak için diğer ön11 FES BRIEFING lemler ve vergi cennetleri üzerindeki baskı ile şirketler ve zenginler tarafından sosyal korumanın finanse edilmesine yardımcı olmak için vergiden kaçınma dahil olmak üzere temel vergi reformu önlemlerini destekler, vi. Daha az varlıklı ülkelerin evrensel sosyal koruma sistemleri kurması için gerekli mali alanı yaratmak için uluslararası finans kuruluşlarından borçların hafifletilmesi ve harekete geçilmesi çağrısında bulunur, vii. İlerici ulusal vergi sistemleri için çağrıda bulunur. EŞİTLİK 79. İşyerinde, toplumda ve ekonomide var olan eşitsizlikler, Covid-19 salgını nedeniyle ciddi şekilde arttı. Pandemiden önce, cinsiyetler arası küresel ücret farkı konusundaki ilerleme%20’nin üzerinde durdu, kadınların işgücü piyasasında dışlanması sağlamlaştırıldı, kadınlar güvencesiz ve gündelik işlerde aşırı istihdam edildi ve bakım işlerinin bakım ekonomisine yapılan yetersiz yatırım nedeniyle ezici çoğunluğu genellikle kadınlar tarafından üstlenildi. Salgın durumu daha da kötüleştirdi. Sağlık ve bakım sistemlerinin tıkanmış olması, esas olarak kadın hane üyelerine ek yükler getirmesi, kadınların aşırı temsil edildiği işler-–özellikle düşük ücretli işler– kaybedildiğinden ve kadınlara yönelik taciz ve şiddet vakalarının arttığından, kadınlar üzerinde dünyadaki ülkelerde dramatik bir şekilde orantısız bir etkisi olmuştur. Kadınların çalışmalarının sistematik olarak küçümsenmesi dünya çapında bir sorun olmaya devam ediyor. 80. Sendika üyeliği ve toplu pazarlık, cinsiyete dayalı ücret farkını ve mesleki ayrımcılık da dahil olmak üzere kadınlara karşı diğer ayrımcılık biçimlerini ele almanın güçlü araçlarıdır. Kadınların örgütlenme ve pazarlık haklarının önündeki engellerin kaldırılması ve sendika politikalarında ve faaliyetlerinde toplumsal cinsiyetin ana-akımlaştırılması bir öncelik olmalıdır. 81. Bakım ekonomisine ilişkin ITUC araştırması, bu sektörün yalnızca kadınların eşit katılımının önündeki engellerin kaldırılmasındaki öneminin altını çizmekle kalmaz, aynı zamanda kadınlar için daha fazla istihdamın yanı sıra pozitif ekonomik getiriler de üretir. Bakım ve eğitim finansmanı bugün yetersizdir –acil ihtiyaçları karşılamak ve eşitliği sağlamak için bunun değişmesi gerekir–. gelişmekte olan ülkelerde bulunan mültecilerin sayısı, küresel ısınma, çatışma ve siyasi baskıların giderek daha fazla insanı evlerinden uzaklaştırmasıyla artıyor. Aşırı sağ siyasi aktörler, daha fazla bölünmeyi körüklemeyi hedefliyor. 84. Bu ayrımcılık biçimleri hem ulusal düzeyde hem de sömürgeciliğin kalıntıları küresel ekonominin ana hatlarını şekillendirmeye devam ettikçe ülkeler arasında kendini göstermektedir. 85. Çoğu ülkede ayrımcılığa maruz kalan kişilerde Covid-19 pandemisinden önemli ölçüde daha yüksek ölüm ve hastalık oranları görülmüştür. Bu, yalnızca ayrımcılığın kapsamını ve etkilerini ortaya çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda toplumlara nüfuz etmeye devam eden ırkçılık ve yabancı düşmanlığının kökünü kazımak için acil bir eylem çağrısı olarak hizmet etmelidir. 86. Çoğu durumda zayıf iş sağlığı ve güvenliğinin bir sonucu olarak engelliler ve mevcut sağlık sorunları olanlar da birçok etnik azınlıktan insanlar gibi virüse karşı daha savunmasız olmuştur. Engellilik veya sağlık durumuna dayalı damgalama ve önyargıyı ortadan kaldırma ihtiyacı gibi, onları korumaya ve bakıma yönelik önlemler de bir pandemi sırasında daha da önemlidir. 87. Genellikle sosyal medyayı dezenformasyon ve nefret söylemi yaymak için kullanan popülist sağcı siyasi güçler, gündemlerini pandeminin kendisi hakkında aldatıcı propagandaya ve hükümetlerin yayılmasını kontrol etme çabalarına bağlamak da dahil olmak üzere birçok ülkede güç kazandı. Sendikalar, toplumun genelinde ve aynı zamanda hareketimize sızmaya ve hareketimizi bozmaya çalıştıkları yerlerde bu güçleri belirleme ve bunlarla mücadele etme konusunda uyanık olmalıdır. 88. Her türlü ayrımcılığa karşı mücadelede sendikal dayanışma ve kolektif örgütlenme ve eylem çok önemlidir. Otokratlar siyasi iktidarı aldıklarında, sendikaları genellikle birincil hedefleri arasında olması tesadüf değildir. Sendikal hareketin kendisi, sürekli olarak, kendi yapılarının ve süreçlerinin herkesi kapsayıcı olmasını ve kadınların sendika liderliğinde yeterince temsil edilmemesi de dahil olmak üzere mevcut açıkların üstesinden gelinmesini sağlamalıdır. 89. Kongre: 82. Pek çok kız çocuğu ve kadın için eğitim fırsatları sınırlıdır ya yoktur. Nitelikli çıraklık eğitimleri, yükseköğretim ve diğer eğitim biçimlerine eşit erişim sağlanmamaktadır, bu da ayrımcılığı ve eşitsizliği daha da derinleştirmektedir. 83. Pandemi ayrıca mevcut ırkçılığı, yabancı düşmanlığını, etnik kökene dayalı ayrımcılığı, göçmen işçilerin sömürülmesini ve yerli halkların haklarının ihlal edilmesini de şiddetlendirdi. Kendini LGBTQI olarak tanımlayan insanlar da artan ayrımcılıkla karşı karşıya kaldı. İrticaya başvuranların çalışma hakkı verilmemesi pek çok ülkede sömürülmelerinin temel nedenidir. Haklarla ilgili bilgilere ve destek hizmetlerine erişim genellikle sosyal statüye bağlıdır. Çoğu 12 i. ITUC’un cinsiyet, cinsel kimlik, ırk, ideoloji, din, sosyal statü veya diğer gerekçelerle ayrımcılığın olmadığı bir dünya taahhüdünü yeniden teyit eder, ii. ITUC Kopenhag Kongresi’nin kapsayıcı ve feminist bir sendikal harekete olan bağlılığını, istihdam durumlarına veya yasal statülerine bakılmaksızın tüm işçileri, kayıt dışı ve güvencesiz işçileri ve platform işletmelerindekileri ve işsizleri örgütlemeye yönelik yenilikçi yaklaşımlar da dahil olmak üzere örgütlemeye kararlı olduğunu yeniden teyit eder, iii. ITUC Dünya Kadın Konferansı 2022’de kabul edilen kararları benimser; iv. Kopenhag Kongresi’nin tüm üye kuruluşların yö- FES BRIEFING netim pozisyonlarının en az%40’ını kadınların üstlenmesi yönündeki çağrısını yineler ve 6. ITUC Dünya Kongresi zamanına kadar%50 hedefini destekler, v. Kadınların eşit katılımının önündeki engellerin kaldırılması ve cinsiyetler arası ücret farkını kapatmak için sağlam ve zamana bağlı önlemler ile işyerinde ve toplumda cinsiyet eşitliği için kampanya yürütmeyi taahhüt eder, vi. Kadın liderliğini desteklemek ve kadınları sendikalar halinde örgütlemek de dahil olmak üzere, sendikal hareketin tüm seviyelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçekleştirilmesini desteklemeyi taahhüt eder, vii. 100 ve 111 sayılı ILO Ayrımcılık Karşıtı Sözleşmelerinin ve 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin evrensel olarak onaylanmasını ve tam olarak saygı gösterilmesini talep eder, viii. Tüm ülkelerde bakım ekonomisine yatırım yapılmasını ve bakım işinin değerinin uygun şekilde tanınmasını gerektirir, ix. Ayrımcılığın her türlüsünü kınıyor, göçmen işçilerin, yerli halkların, LGBTQI olarak tanımlanan kişilerin, engellilerin ve ırkçılık, önyargı ve bağnazlıkla karşı karşıya kalan herkesin hakları için mücadele etmeyi taahhüt ediyor ve sendikalar halinde örgütlenmelerini destekleme sözü veriyor, x. Faşizmi, ırkçılığı ve dışlamayı sağlamlaştırmaya ve derinleştirmeye ve kadınların ve ayrımcılığa maruz kalan diğer kişilerin haklarını baltalamaya çalışan popülist sağcı siyasi güçler de dahil olmak üzere her türlü yabancı düşmanlığına karşı mücadele eden üye kuruluşları desteklemeyi taahhüt eder, xi. Şiddete, nefrete ve terörizme karşı savaşan üyeleri desteklemeyi taahhüt eder, xii. Sosyal diyalog yoluyla her düzeyde adil işgücü göçü yönetişim çerçevelerinin benimsenmesi ihtiyacı da dahil olmak üzere, göçmenler ve mültecilerle ilgili Kopenhag Kongresi kararlarını hatırlatır, xiii. Göçmen işçilere ilişkin 97 ve 143 sayılı ILO Sözleşmelerinin yanı sıra göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarına ilişkin BM Sözleşmesinin onaylanması ve tam olarak uygulanması için kampanya yürütmeyi ve bağlı kuruluşların bu amaca yönelik çabalarını teşvik etmeyi ve desteklemeyi taahhüt eder, xiv. İşverenler tarafından işgücü piyasasındaki sorumluluklarından kaçınmak için göçmen işçilerin sömürülmesini kınar, xv. ITUC’un göçmenlerin, mültecilerin ve sığınmacıların memnuniyetle karşılandığı ve güvenli sığınak, onlar için çalışma hakkı ve eşit muamele talep ettiğimiz ve hiç kimsenin göç etmeye zorlanmaması gerektiği konusundaki açık tutumunu yeniden vurgular, xvi. Devletlerin, zulüm ve yaşam tehditlerinden kaçanların sığınma talebinde bulunmalarına izin verme konusundaki uluslararası hukuk uyarınca sorumluluklarını kabul etmelerinde ısrar eder, xvii. İnsana yakışır işlere erişim de dahil olmak üzere yerli halkların hakları için mücadele etmeye karar verir. KAPSAYICILIK 90. Küresel ekonominin kuralları, en yoksul ülkelerin aleyhine yoğunlaşmıştır ve en zengin ülkeler dışında, kapsayıcı ekonomik ve sosyal kalkınma için yetersiz politika ve mali alan yaratmaktadır. Uluslararası finans kurumlarının ve Dünya Ticaret Örgütü’nün politikaları, kalkınmayı ve işçi haklarını merkeze almak için temel reformlara ihtiyaç duyuyor. Kalkınma yardımı akışları yetersizdir, vergi kuralları şirketlerin ve zenginlerin yararına tasarlanmaktadır, çok uluslu şirketler tarafından sermayeye koşullu erişimin dayattığı ekonomik yeniden yapılanma nedeniyle devlet kapasitesi zarar görmektedir ve borç geri ödemeleri yoluyla en az varlıklı ülkelerden bile servet çekilmektedir. 91. Küresel ticaret sistemi şu anda çok uluslu şirketlerin çıkarlarını ve daha zengin ülkelerin ticari çıkarlarını sağlamlaştırıyor; daha az varlıklı ülkeler genellikle ticaret anlaşmaları ile pazarlarını diğer ülkelerden ucuz mallara açmaya zorlanıyor, bu da yerel endüstrileri baltalıyor ve güvencesiz ve kayıt dışı istihdamı artırıyor. 92. Covid-19 salgını, parçalanmış bir dünyayı vahşice ortaya çıkardı. Zengin ülkelerin ihtiyaçlarının çok ötesinde aşı stoklaması, düşük ve orta gelirli ülkelerin hayati sağlık ürünleri üretmesinin önünde duran fikri mülkiyet hükümleri, yatırım ve sanayi politikasının olmaması ve yetersiz mali alan nedeniyle sosyal korumanın olmaması milyonlarca insanın geçim kaynağını yok etmenin yanı sıra sayısız ölüm ve hastalığa neden oldu. Küresel ısınmanın etkileri de en fazla, etkileri azaltmak ve kendi ekonomilerini karbondan arındırmak için kaynak ve altyapıdan yoksun olan az gelişmiş ülkeler üzerinde düşüyor. 93. Kamu hizmetlerinin onlarca yıldır özelleştirilmesi ve dış kaynak kullanımı, hükümetlerin kapsayıcı toplumlar ve ekonomiler sağlama kapasitesini ciddi şekilde zayıflattı. Bu eğilim tersine çevrilmeli ve kaliteli kamu hizmetlerine yapılan yatırımla değiştirilmelidir. İster özel ister kamu sektöründe olsun, tüm işçiler toplu olarak örgütlenme ve pazarlık yapma hakkına sahip olmalı ve sendika üyeliğinin avantajlarından yararlanmayı hak etmelidir. 94. Finansal vurgunculuğun reel ekonomi aleyhine genişlemesi, ekonomik sistemde milyonlarca işe mal olan küresel bir kriz yarattı. Covid-19’un yarattığı kriz, elbette bu başarısız ekonomi politikalarından uzaklaşarak bir değişime yol açmalıdır. 95. Küresel ekonominin mevcut yörüngesi yıkıcıdır ve sürdürülebilir değildir. 96. Temel bir reform gerekiyor. Birleşmiş Milletler ve onun uzman kuruluşları ve özellikle merkezde ILO ile çok taraflılığa dayalı yeni, sürdürülebilir bir küresel sisteme giden yol, BM Gündemi 2030 ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, özellikle İnsana Yakışır Hedef 8 ile açıktır. Çalışma dünyası için, ILO Yüzüncü Yıl Bildirgesi, merkezde kârdan ziyade insanlarla çalışmanın geleceğini garanti altına almak için ilerici ve ulaşılabilir yollar sunar. Yüzüncü Yıl Bildirgesi, ILO’nun 13 FES BRIEFING çok taraflı sistemdeki öncü rolünün temelini oluşturmaktadır –tüm ILO üye ülkeleri bunu desteklemiştir ve bu küresel eyleme dönüştürülmelidir–. Bildirgede belirlenen işçi koruma tabanı, tüm çalışanlara şunları vaat etmektedir: i. Temel haklara saygı ii. Yasal veya müzakere edilmiş yeterli bir asgari ücret iii. Maksimum çalışma süresi sınırları iv. İş güvenliği ve işçi sağlığı 97. Bu zemin, kapsayıcı, kalkınmayı ve hakları destekleyen ve sürdürülebilir bir gelecek sağlayan küresel bir ekonominin temeli olan Yeni Sosyal Sözleşme için bir mihenk taşıdır. 98. Ulusal düzeyde, kaliteli kamu eğitimi, sağlık ve diğer hizmetlerin sağlanması ile birlikte dar GSYİH ölçüsünün ötesinde hükümetin hesap verebilirliği, demokrasiyi sağlamak ve demokratik sistemlerin aşırılığa karşı savunmasızlığını gidermek için gereken güven ile birlikte içermenin sağlanabileceği temeldir. Bu, aşağıdaki alanlarda önlemlerle hükümet planlamasını, raporlamasını ve hesap verebilirliğini gerektirir: 102. Nükleer Silahların Yasaklanmasına İlişkin Antlaşma şu anda yürürlükteyken ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması da kritik öneme sahipken, mevcut önemli doğrulama düzenlemeleri ve silah kontrol anlaşmalarının süresi dolmuş veya nükleer silahlardan arınmış bir geleceğe giden yolu ve bu endüstrinin yıkımı tehdit etmekten ziyade dünyaya fayda sağlayan üretime dönüşmesini sağlamak için dünyanın acilen yeni girişimlere ihtiyacı vardır. ITUC’un Uluslararası Barış Bürosu ve diğer sivil toplum müttefikleri ile bu bağlamdaki çalışmalarının devam etmesi gerekiyor. 103. Dünya hafif silahlar ve diğer mühimmatlarla çalkalanıyor. Şu anda çoğu BM üye ülkesi tarafından onaylanan Silah Ticareti Antlaşması, silah ticaretini düzenlemeyi ve yasadışı arzı ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Yine de silahlara yapılan küresel harcama, yılda 2 trilyon ABD dolarına yakın ve rekor düzeyde artıyor. Ülkeler içinde ve arasında barış ve çatışmanın sona ermesi, ITUC’un misyon ve değerlerinin ayrılmaz bir parçasıdır ve öyle kalacaktır. 104. Kongre: i. Yaşam standartları ii. Vergi, sosyal koruma ve kamu hizmetleri iii. Çevre iv. Sağlık ve eğitim v. Ekonomi ve tam istihdam vi. Sosyal diyalog ve örgütlenme ve toplu pazarlık hakları ile demokratik hak ve özgürlükler vii. Cinsiyet eşitliği, içerme ve ayrımcılık yapmama 99. Hükümetin hesap verme sorumluluğunu GSYİH’nın ötesinde genişletmek, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin gerçekleştirilmesi için de önemli bir ivme sağlayacaktır. SKH’lerin kendileri, planlama, raporlama ve hesap verebilirliğin temel alınması gereken, üzerinde anlaşmaya varılmış bir küresel çerçeve sağlar. SKH’lerin elde edilmesi, işçiler için hakların ve iş dünyası ve hükümetler için kuralların uygulanması da dahil olmak üzere, 2030’dan sonraki sürdürülebilir kalkınmanın dikkate alınması da dahil olmak üzere hızlandırılmalıdır. 100. Sendikacılığın ilk günlerinden beri, sendikalar demokrasi için savaşmışlardır ve anti-demokratik güçler, sendikal hareketin kendisine saldırmak da dahil olmak üzere demokrasiyi bozmaya ve yok etmeye çalıştıkça bunu yapmaya devam edeceklerdir. ITUC, demokrasinin savunulmasında güçlü ve lider bir küresel role sahiptir. 101. Barış, kapsayıcı büyüme ve sosyal adalet için esastır ve bunlar barışın ön koşullarıdır. Ancak gerçek ve çatışma tehdidi, özellikle nükleer çatışma, gerçekliğini koruyor. Sendikal hareketin, barışı teşvik etme ve çalışan insanlar için ekonomik güvenlik için kampanyalar yürütmek ve bir nefret ve dışlama gündemini teşvik etmek için güvensizliği manipüle eden sağcı ve diğer aşırıcılıkla mücadele etmek de dahil olmak üzere, çatışma nedenleriyle mücadele etme konusunda gururlu bir geçmişi vardır. 14 viii. Herkes için gelişme ve içermeyi mümkün kılmak için Bretton Woods Kurumları da dahil olmak üzere küresel ekonomik sistemde köklü bir reform talep eder, ix. ITUC’un BM Gündemi 2030’a ve Sosyal Kalkınma Hedeflerine, özellikle Hedef 8’e bağlılığını yeniden teyit eder, x. SKH’lerin uygulanmasında kaydedilen yavaş ilerlemeden üzüntü duymakta ve bu hedeflere ulaşmak için büyük ölçüde daha fazla çaba gösterilmesi çağrısında bulunmaktadır, xi. Küresel sendikal hareketin çok taraflılığa bağlılığını ve sosyal ve ekonomik konularda üçlü ve normatif yetkisiyle ILO’nun öncü rolünü yeniden teyit eder, xii. ILO’nun üçlü yapısını ve BM reform süreci içindeki eylem araçlarını savunmaya karar verir, xiii. Ticaret müzakereleri, çalışma ve çevre standartlarının dahil edilmesi ve kişisel verilerin korunması konularında danışılan sendikalarla, bu konularda uygulanabilir uyuşmazlık çözüm prosedürleriyle birlikte, uluslararası ticaret sisteminin, özellikle Dünya Ticaret Örgütü’nün reformu için çağrıda bulunur, xiv. Uluslararası ticaret sisteminin sürdürülebilirliği sağlamasını ve ülkeler arasındaki eşitsizliklerin giderilmesini sağlamasını talep eder, xv. Düşük ve orta gelirli ülkelere, yüksek gelirli ülkeler tarafından tarife ve tarife dışı engeller olmaksızın ve ticaret anlaşmaları imzalamaya zorlanmadan, ILO standartlarına saygıyla bağlantılı olarak tercihli ticaret erişimi sağlanması çağrısında bulunur, xvi. Ulusal, ulus altı ve yerel düzeylerde özelleştirme ve dış kaynak kullanımı ve kaliteli kamu hizmetlerine yatırım yapma eğilimini tersine çevirmenin öneminde ısrar eder, xvii. Ulusal askeri harcamaların azaltılması ve insana yakışır, iklim dostu işlere ve eğitim, sağlık ve sosyal koruma gibi sosyal açıdan faydalı alanlara yatırım yapılması için yeniden tahsis edilmesi çağrısı yapar, FES BRIEFING xviii. Bağışçıların GSMH’sinin en az%0,7’sine ulaşarak güçlendirilmiş dayanışma ve artan kalkınma yardımı çağrısında bulunur, xix. ITUC’u uluslararası mali ve ekonomik kurumlarda ve politikalarında reform gerçekleştirmek için savunuculuğunu sürdürmeye ve yoğunlaştırmaya taahhüt eder, xx. ILO’nun Yüzüncü Yıl Bildirgesi’nin ve tüm işçilere vaat ettiği işçi koruma tabanının gerçekleştirilmesi için kampanya yürütmeye karar verir, xxi. Düşük ve orta gelirli ülkelerin aşı, test ve aşı üretme kapasitesini hızla geliştirebilmelerini sağlamak için yatırım ve sanayi politikasının yanı sıra hayati halk sağlığı ihtiyaçlarının karşılanması için gereken fikri mülkiyet kısıtlamalarının kullanımına son verilmesini talep ediyor, xxii. Kapsayıcılığı sağlamada hükümetin ve kaliteli kamu hizmetlerinin rolünün önemini yeniden vurgular, xxiii. GSYİH+ hükümet hesap verebilirlik çerçevelerinin işgücü, sosyal ve çevresel göstergeleri içerecek şekilde genişletilmesi ve hesap verebilirliği sağlamak için mekanizmaların oluşturulması çağrısında bulunur, xxiv. Nükleer silahlardan arınmış bir dünya, Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması ve nükleer silahlar var olduğu sürece doğrulama ve kontrol sistemlerinin kurulmasına olan bağlılığını yineler, xxv. Silahlı çatışmaların önlenmesi ve çözümünde Birleşmiş Milletler’in ve tüm ülkeler tarafından onaylanması ve uygulanması gereken Silah Ticareti Anlaşması’nın önemini yeniden teyit eder, xxvi. Silahlı çatışma kurbanlarıyla dayanışma sağlamayı ve ortak güvenliği geliştirmenin yanı sıra silahlı çatışmaları önlemeyi ve çözmeyi taahhüt eder, xxvii. Şiddet, nefret ve terörizme karşı mücadele eden üye sendikaları destekler, xxviii. Sendikal hareketin aşırı sağcılıkla ve hakları, karşılıklı saygıyı ve katılımı reddeden diğer tüm güçlerle mücadele etme kararlılığını yineler, xxix. Demokrasiyi, kişisel ve toplu özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü savunmayı ve geliştirmeyi taahhüt eder. 105. ITUC, dünyadaki en büyük, en demokratik ve temsili güç olan sendikal hareketin zirve organıdır. Hareketimiz, kendi yapıları içinde en yüksek demokrasi ve hesap verebilirlik standartlarını desteklemelidir –bunlar dayanışmanın en etkili olduğu ve işçi gücünün inşa edilebileceği temellerdir. 106. ITUC için temel öncelik, işçi haklarının savunulması ve geliştirilmesidir. İşçilerin saldırı altında olduğu her yerde, uluslararası sendikal hareket hızla ve kolektif güçle yanıt vermeye hazır olmalıdır. Uluslararası dayanışmayı harekete geçirmek, ITUC, Bölgesel Örgütleri ve Yapıları ve bağlı kuruluşları arasında en etkili iletişimi, güçlü ve sürekli ilişkileri ve ITUC üyeliğiyle birlikte gelen dayanışmaya ortak bağlılığı gerektirir. 107. Dayanışmayı koordine etmek ve sağlamak, işçilerin gücünü inşa etmeye yardımcı olmak ve küresel ekonomiyi dönüştürme hedefimize ulaşmak için ITUC, bağlı kuruluşlarına destek sağlama ve küresel etki yaratma kapasitesini aşağıdaki yollarla genişletmeye devam etmelidir: i. Küresel Örgütlenme Akademisi aracılığıyla sendika örgütlenmesini desteklemek, özellikle genç işçileri örgütlemeye odaklanmak, ii. Belirli konularda ve sosyal adaletin ve sendikal örgütlenmenin ve toplu pazarlığın önünde duran ülkeler, kurumlar ve şirketler üzerinde kampanya eylemi, iii. Kadınları örgütlemek ve liderlikte tam olarak temsil edilmelerini sağlamak da dahil olmak üzere her düzeyde kapsayıcı bir hareket inşa etmek, iv. Standart belirleme öncelikleri de dahil olmak üzere ILO için net stratejiler sağlamak, v. Bağlı kuruluşlara yasal tavsiye ve destek sağlamak ve kuralları çalışanların yararına değiştirmek için uluslararası düzeyde yasal stratejiler uygulamak, vi. ITUC’un, özellikle yıllık Küresel Haklar Endeksi olmak üzere, yüksek kaliteli analiz, araştırma, yayın ve raporlara dayalı olarak tüm çalışanlar için güvenilir birincil küresel savunucu olarak bilinmesini sağlamak, vii. Genç işçilere erişimin ve onların sendikal hareket ve işgücü piyasasına her düzeyde dahil edilmesinin desteklenmesi, viii. Sendikalar arası işbirliğinin temeli olarak güncel iletişim teknolojisinin en etkin şekilde kullanılması ve kampanya ve savunuculuğun desteklenmesinde kamuoyunu etkilemek, ix. Adil Geçiş Merkezi’nin(Just Transition Center) devam eden rolü aracılığıyla Adil Geçiş için sendikal eylemi desteklemek, x. Sendikal Kalkınma İşbirliği Ağı’nın çalışmalarını temel alarak, SKH’ler ve kalkınma konularında etkin savunuculuğun sağlanması, xi. ITUC politikalarını ve hedeflerini desteklemek için bağlı kuruluşlara özel eğitim ve destek sağlamak, xii. Savunuculuk, politika çalışmaları ve değiş tokuşlar dahil olmak üzere barışı teşvik eden faaliyetler, xiii. İşçilerin sermaye stratejilerinin kullanımını sürdürmek, genişletmek ve geliştirmek, xiv. Seçimler de dahil olmak üzere ulusal siyasi süreçlere bağlı kuruluşların katılımını desteklemek, xv. Bilgi ve iyi uygulama alışverişi için bir platform sağlamak. 108. ITUC’un Bölgesel Örgütleri ve Yapıları, bölgesel meselelerde liderlik etmede ve küresel zorlukların bölgesel boyutlarına değinmede, ITUC’un tüzüksel amaçları, kararları ve programı kapsamında uluslararası ve ulusal sendika eylemlerini birbirine bağlamakta ayrıca bölgesel faaliyetleri koordine etmede, bölgesel ve uluslararası öncelikler konusunda bağlı kuruluşları desteklemede ve diğerlerine örgütsel irtibat sağlamada kritik bir role sahiptir. 109. Küresel Sendikalar Konseyi ve Küresel Sendika Federasyonları ve TUAC ile devam eden işbirliği yoluyla, ITUC, kurumsal kampanyalar ve uluslararası ekonomik gündemi etkileyerek sektörel düzeyde sendika gündemini desteklemeye devam edecektir. 15 FES BRIEFING 110. STK’lar, öğrenci örgütleri, sosyal ve ilerici hareketler de dahil olmak üzere diğer birçok kuruluş, uluslararası sendikal hareketle ortak değerleri ve hedefleri paylaşır. Bu örgütlerle işbirliği, gündemimizin ilerlemesine çok katkıda bulunmuştur ve bu işbirliği, işçileri örgütleyen ve onlar adına müzakere eden üyeliğe dayalı ve üyeliğe dayalı örgütler olarak sendikaların benzersiz ve farklı doğasını kabul ederek devam etmelidir. 111. Bölgesel Örgütler ve Yapılar, Küresel Sendikalar Konseyi, Küresel Sendika Federasyonları ve TUAC ile koordinasyon içinde, istediğimiz dünya için örgütlenmeyi ve mücadele etmeyi, küresel ekonomiyi dönüştürmeyi taahhüt ediyoruz. ITUC, barış, demokrasi, haklar, eşitlik, kalkınma ve sosyal ve ekonomik adaletin kalıcı değerlerine dayanan bu bildirinin hedeflerini gerçekleştirecektir. İLETİŞİM Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Cihannüma Mah. Mehmet Ali Bey Sk.12/4 34353 Beşiktaş/ İstanbul – Türkiye https://turkey.fes.de Yayın Sorumlusu Henrik Meyer, FES Türkiye Ülke Temsilcisi İletişim: info.tr@fes.de 16